Taraflar arasında görülen davada verilen 23.10.2012 tarih ve 2012/109-2012/248 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1. maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının "ibareli markasını 08.08.1994 tarihi itibariyle tescil ettirmesine rağmen "kahve, şeker tapyoka, sago, kahve ikame maddeleri, ekmek, tuz, ciklet, şekersiz ciklet, şekersiz akideler" emtialarında hiç kullanmadığını, bu yolla ...'deki başka kişi ve kuruluşların bu marka ve işaretleri kullanmasına engel olunmaya çalışıldığını, önünün tıkandığını, üretim ve ihracatın önlendiğini, rakip olabilecek şirketlerin engellendiğini ileri sürülerek davalı adına tescilli "...." ibareli markanın anılan mallar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, kararın ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava açılmasında davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, hakkın kötüye kullanıldığını, dava konusu marka üzerinde tüm dünyada münhasır hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu, davanın kabulü halinde dahi davacı ya da diğer firmaların markayı adına tescil ettiremeyeceğini, bu nedenle kimsenin şu anki tescil nedeniyle bir zarar görmediğini, hakkının kısıtlanmadığını, davanın muaraza amacı ile açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ticari faaliyetlerinin de davalınınkiler ile benzer olduğu, markanın hükümsüzlüğünü isteyebilmek için tarafların aynı sektörde faaliyet göstermesinin yettiği, davacının markanın iptalinden sonra benzer bir markayı tescil ettirip ettirmeyeceğinin ve hangi sebeple dava açtığının bu dava içinde tartışılamayacağı, davacının markayı iptal etttirdikten sonraki stratejisi bilinemediğinden 556 sayılı 14'üncü maddesinin kendisine tanıdığı hakların peşin bir varsayımla kısıtlanamayacağı, fiilen kullanılmayan bir marka üzerindeki korumanın kaldırılmasında tüm rakiplerin hukuki yararının bulunduğu, davalının kullanmadığı ürünler için marka korumasını devam ettirmek istemesinin de iyi niyetli kabul edilemeyeceği, davalının markanın tescil kapsamındaki ürünlerde kullanıldığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davalı adına tescilli nolu markanın kahve, şeker topyoka, sago, kahve ikame maddeleri, ekmek, tuz, ciklet, şekersiz ciklet, şekersiz akideler için hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ilan talebinin reddine karar verilmiştir.
.../...
-2-
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy