Taraflar arasında görülen davada verilen 29/07/2011 tarih ve 2009/95-2011/70 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı - karşı davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.02.2014 günü hazır bulunan davacı veki dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin " ibaresini ticaret unvanı olarak ve 1995 yılından itibaren de marka olarak kullandığını, bu süre içinde ibareyi tanınan ve bilinen bir marka haline getirdiğini, bu ticaret unvanı üzerinde TTK 52. madde uyarınca hak sahibi olduğunu, müvekkili adına hukuken korunan bu unvana davalı tarafça tecavüz edildiğini, davalı şirketin unvan ve marka haklarına iltibas suretiyle haksız yere faydalandığını ileri sürerek davalının ticaret unvanında da çekirdek unsur olarak bulunan ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanı ile markası ile iltibasa mahal vermesi, haksız rekabet ile markaya tecavüz teşkil etmesi nedeniyle ticaret unvanının terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ibaresinin esasen tek başına hizmet markası olarak tescil edilemeyeceğini, müvekkili şirketin bu kelimeyi 1998 yılından beri ticaret unvanı olarak kullandığını, ayrıca " ibareli tescilsiz markasını da 2002 yılından beri kullandığını, davacının marka başvurusunun ise 2007 yılında olduğunu, müvekkilinin 2002 yılından bu yana bu markaları kullanarak haklı bir şöhrete ulaştırdığını ve tanınmışlık kazandırdığını, kullanımın markaya ve unvana tecavüz teşkil etmediğini, davacının iyi niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İşbu dosya ile birleşen mahkemenin 2009/48-2009/64 sayılı dosyasında davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin nezdinde numara ile 27/10/2007 tarihinde 39. sınıfta tescil ettirdiğini, davalının başlığı ile yayında olan “” adlı internet sitesinde davalı şirkete ait depolama alanlarının “ı” olarak tanıtıldığını, davalı şirketin yeri tabelasında da ı” ibaresinin yer aldığını, dolayısıyla davalı şirketin bu isimle faaliyet gösterdiğini, bu nedenle ” adlı internet sitesi ile depolama alanlarının “” ismiyle tanıtılması eylemlerinin müvekkili firmanın marka hakkına tecavüz ettiğini ileri sürerek tecavüzün tespitini talep etmiştir. .../...
-2-
Davalı-karşı davacı vekili, müvekkili firmanın “i.” ticari unvanı ile 19/01/1998 tarihindenezdinde ana sözleşmesini tescil ettirerek ticari faaliyetine başladığını, piyasada denildiğinde ilk akla gelenin müvekkili firma olduğunu, bu sebeple markasının depoculuk, antrepoculuk alanlarındaki gerçek hak sahibinin davalı firma olduğunu, savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında ise, ibaresinin 556 sayılı KHK.nin 7/a ve 7/c maddeleri uyarınca tescil edilemeyeceğini, kaldı ki bu ibare üzerinde 8/III. fıkra gereği gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek davacı-karşı davalı şirket adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve 5.000 TL manevi tazminatın davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, terkini istenen unvanın tescil tarihi olan 19.01.1998’den dava tarihine kadarki 11 yıl 6 aylık süre içinde nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığı, basiretli tacir gibi hareket etme zorunluluğu olan davacı-karşı davalı şirketin aynı ticari faaliyet alanında bulunan davalı-karşı davacı şirketten haberdar olması gerektiği, bu süre içindeki kullanıma öncelikli hak sahibi tarafından sessiz kalındığı gözetildiğinde, öncelikli hak sahibi olan davacı-karşı davalı şirketin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, davalı-karşı davacı şirketin ticaret unvanının da tescilli olduğu ve davacı şirketin haksız rekabeti kanıtlayacak herhangi bir belgeyi dosyaya sunmaması sebebiyle, bu aşamada haksız rekabet teşkil eden bir eyleminin bulunmadığı, öte yandan, " markasının 39. sınıfta hizmet markası olarak 24.10.2007 tarihinden itibaren tescil edildiği, 556 sayılı 8/III maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı, yine bu ibarenin 556 sayılı KHK.'nın 5, 7/1-c ve f maddeleri kapsamında değerlendirilmesi sonucu, depoculuk, taşımacılık, nakliyecilik alanında kullanılan anonim bir sözcük olmayıp tescil edildiği hizmetlerin cinsi, çeşidi ve vasfını belirtmediği, belirtilen ticari hizmet alanında ayırtedici nitelikte olduğu, davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacı eylemlerinin markaya tecavüz oluşturduğunun iddia edildiği, davalı-karşı davacı tarafından aynı kelimenin 1998 yılından itibaren ticaret unvanında, 2002 yılından itibaren de antrepoculuk faaliyetlerinde, aynı bölgede markasal şekilde kullanıldığını, bu kullanımların davacı-karşı davalı şirket tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığı, dava tarihine kadar geçmiş olan 7 sene içerisinde davalı-karşı davacı aleyhine hiçbir hukuki yola başvurulmadığı, bunun neticesinde davalı-karşı davacı şirket tarafından bir çok yatırımın gerçekleştiği, bu kadar sene sonra markaya tecavüz ve haksız rekabet davası açılmasının MK.2 maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması sayılacağı gerekçesiyle mahkemenin 2009/95-2009/48 esas sayılı dava dosyalarında görülmekte olan her bir davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı - karşı davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı - karşı davalıbütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin mümeyyiz davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 32,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy