Taraflar arasında görülen davada ’nce verilen 30.11.2010 gün ve 2007/45-2010/306 sayılı kararı onayan Daire’nin 07.05.2013 gün ve 2011/5571-2013/9291 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "" markasının kullanma hakkına sahip olduğunu, lisans sözleşmesinden kaynaklanan yetki gereği davalı şirketle perakende satış amacıyla bayilik sözleşmesi yaptığını, sözleşme uyarınca davalının sezon başında verdiği sipariş bedellerini dört adet çekle ödemesi gerektiğini, ancak alınan malların bedelinin verilen süreye rağmen davalı tarafından ödenmediğini, bu nedenle müvekkili tarafından bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, ancak davalı tarafından müvekkilinin lisans hakkı sahibi olduğu markalı ürünleri satmaya ve bu markayı barındıran tabela, logo vb. eşyayı kullanmaya devam ettiğini, ayrıca müvekkilinden izinsiz olarak anılan markalı ürünleri yüksek oranda indirimli olarak satarak markanın itibarını zedelediğini, büyük bir alışveriş merkezinde davalının bayi olarak markalı ürünlerin satışını yaptığı işletmenin 3 gün kapatılıp tekrar açılması nedeniyle müvekkilinin alışveriş merkezi nezdinde itibarının zedelendiğini ileri sürerek, davalının eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespiti ile markalı ürünlerin satışının men’i ve ıslah ile artırılmış olarak 251.463,85 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin satışını yaptığı ürünlerin orijinal olduğunu ve markaya tecavüzün söz konusu olamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının haklı sebeple ve tek taraflı olarak 06.02.2007 tarihinden geçerli olacak şekilde bayilik sözleşmesini feshettiği, ancak bayilik sözleşmesi nedeniyle davalıya satılan orijinal malların davalının elinde bulundurulmasının yada üçüncü kişilere satılmasının marka hakkına tecavüz yada haksız rekabet oluşturmadığı, bunun taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesine aykırılık teşkil ettiği, davacının bayilik sözleşmesi çerçevesinde davalıya satış için teslim ettiği markalı ürünler üzerindeki marka hakkının tükenmiş bulunduğu, ayrıca sözleşmenin feshinden sonra davalının markalı ürünleri sattığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
.../...
-2-
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 01,95 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 11.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.