Taraflar arasında görülen davada verilen 24/06/2013 tarih ve 2012/217-2013/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin mali müşavirlik yaptığını, müşterisi olan mükellef 2007 yılına ait işlemlerinin tarafından denetlendiğini, 30/07/2008 tarihli vergi inceleme raporunda 53.833,68 TLmükellef adına resen tarh ettirildiğini, bu vergi için ayrıca vergi cezası kesildiğini ve müvekkilinin tahsil aşamasında mükellef ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verildiğini, bunun üzerine müvekkilinin dava açtığını, verilen karar üzerine hesaplama yapılarak müvekkili adına 18.230,15 TL vergi borcu çıkarıldığını, bu şekilde oluşan zararın 19/03/2012 tarihinde gerçekleştiğini, müvekkilinin mesleki sorumluluğuyla ilgili rizikoları davalıya sigorta yaptırdığını, ortaya çıkan zararın tahsili için davalıya başvurulduğunu, davalının zararın 30/07/2008 tarihinde ortaya çıktığı, bu tarih itibarıyla poliçenin yürürlükte olmadığı, poliçenin genel ve özel şartlarında önceden yapılmış veya hali hazırda bir talep veya talebe neden olabilecek herhangi bir durumun poliçenin başlangıç tarihinden itibaren sigortalı tarafından makul olarak bilindiği hallerin, teminat kapsamı dışında kaldığından bahisle tazminat taleplerini reddettiğini ileri sürerek, 18.230,15 TL'nin 15/03/2012 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talebin mesleki sorumluluk sigorta poliçesine dayandığını, davacının mesleki hatasının 2007 yılında gerçekleştiğini, poliçenin istisnalar bölümünde daha önce meydana gelmiş talebe neden olabilecek durumun poliçe öncesinde sigortalı tarafından makul olarak bilindiği hallerin sigorta kapsamı dışında tutulduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının mesleği dikkate alındığında poliçe tanziminden önce davaya konu rizikonun gerçekleştiğinin davacı tarafından bilindiği, bu nedenle zararın teminat kapsamında olmadığı, gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
./..
-2-
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 31/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy