Taraflar arasında görülen davada verilen 12/03/2013 tarih ve 2012/56-2013/38 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun resmi markalar bülteninde yayınlanmasını takiben, diğer davalı şirketin itirazda bulunduğunu, itirazın kabulü ve başvurunun reddi sonrası, yeniden inceleme taleplerinin dava konusu nihai kararı ile reddedilerek marka başvurularının reddine karar verildiğini, oysa "markasının ön planda olduğunu, söz konusu markanın seri markalarından olduğunu, "markasının da başlı başına ayırt edici niteliği haiz olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, davacının ibaresini davalı şirketten önce tescil ettirerek kullandığını, bu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin başvurusu ile davalının markalarının arasında benzerlik ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek,sayılı kararının iptaline, başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, başvuru ve davacı markasında ortak olarak yer alan "ibaresinin süt ve süt ürünleri ile yoğurtları içeren çekişmeli mallar yönünden doğrudan tanımlayıcı bir ibare olduğu; dolayısıyla işitsel, kavramsal ve görünüm olarak gerek davalı markasında gerekse davacı başvurusunda baskın olan ve genel intiba ve ortalama süt ve süt ürünleri ile yoğurt tüketicilerinin hatırında kalan asıl unsurların " sözcükleri olduğu; dilimizde bir anlamı olmayan ve ayırt ediciliği yüksek düzeyde bulunan davacı başvurusundakiibaresinin tanımlayıcı " ifadesinden kavramsal, işitsel, görünüm ve genel algı itibariyle tüketici nezdinde daha ön planda olacağında kuşku bulunmadığı; sözcüklerin tümünün aynı boyutta yazılmasının ilk kelimedeki ayırt ediciliği ve vurguyu ortadan kaldırmak için yeterli bir neden oluşturmayacağı, her ne kadar davalı itiraza mesnet markasının tanınmışlığından söz etmiş ise de sunulan delillerin davacının "Baybmix" ibareli markasının kullanımına ilişkin bulunduğu; esasen "benim yoğurdum" gibi ürünün doğrudan adı olan ve tanımlayıcı bir ifade veya sloganın kullanımla ayırt edicilik kazanmasının ve bir firma veya işletmeye markasal
./..
-2-
olarak bağlanmasının sağlamayacağı; aksine bir düşüncenin tanımlayıcı ibarelere bir markada asıl unsur konumunda, markasal koruma ve engelleme gücü verilmesine yol açacağı; dolayısıyla işaretlerin benzer olmadığı ve karıştırılma ihtimalinin hiç bir şekilde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kararının iptali istemiyle sınırlı olmak üzere kısmen kabulüne; bir kısım idari işlem gerektiren ve erken talep edilen başvurunun tescili talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin ayrı ayrı bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 19/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy