MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.07.2010 gün ve 2009/299-2010/353 sayılı kararı onayan Daire’nin 11.09.2013 gün ve 2012/17779-2013/15463 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...'in 2008/19434 başvuru numarası ile 30. ve 43. sınıflarda “...” ibaresini marka olarak tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya yaptığı itirazın ... ... tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa “..." ibaresinin tescili halinde müvekkiline ait "...", "......", "... ...", "... .......+..." ve "......" ibareleri ile karışıklığa yol açacağını, ayrıca müvekkiline ait "..." markasının tanınmış olduğunu, markanın başka sınıflarda kullanılması halinde bile müvekkiline ait markanın itibarından haksız olarak yararlanacağını ve markanın itibarını zedeleyeceğini ileri sürerek, ... ...’nın kararının iptaline, “...” ibaresinin tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğünün tespiti ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalının tescil başvurusu kapsamındaki 30. ve 43 (01). sınıftaki mal/hizmetlerin davacıya ait emtia markalardaki emtia ile aynı/benzer ve ilişkili olmakla birlikte itiraza gerekçe gösterilen markalar birer bütün olarak davalı şahıs başvurusu ile görsel, fonetik ve anlamsal olarak karşılaştırıldığında, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadıkları, ortalama tüketicilerce karıştırılma ihtimali bulunmadığı, işaret olarak benzemeyen ve iltibas tehlikesi bulunmayan bir markanın karşılaştırmaya esas alınan markaların tanınmışlığından yararlanabileceğini kabul etmenin 556 sayılı KHK'nın 8/1.b maddesine aykırı olduğu gibi tanınmış marka ile ilgili tüm mevzuat hükümlerinin lafzına ve ruhuna uygun düşmediği, dolayısıyla davacı markalarının tanınmış olup olmadığının işbu dava yönünden bir önem taşımadığı, davacının itiraza dayanak markalarının başvuru konusu marka açısından 556 sayılı KHK'nın 8/1-b ve 8/4 tescil engeli oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 11.09.2013 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 01,95 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 06.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy