Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 17.09.2013 tarih ve 2013/161-2013/198 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1998 yılından beri birikimlerini davalı şirket aracılığıyla değerlendirdiğini, ancak davalı aracı kurumun müvekkilinin hesabıyla ilgili alım satım işlemlerini yetkili kılmadığı davaldelaletiyle yürüttüğünü, talimatı olmadığı halde hesabından çeşitli tarihlerde para çekildiğini, virman yapıldığını, müvekkilinin bu nedenlerle maddi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL’nin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının uğradığını iddia ettiği zararı somut bir şekilde açıklaması gerektiğini, davacının müvekkili nezdinde hesap açtırdığı tarih olan 10.12.1998 tarihinden dava tarihine kadar yaklaşık 5 yıllık bir süre geçmesi nedeniyle sebepsiz zenginleşme iddiasına ilişkin olarak her türlü dava ve talep hakkının zamanaşımına uğradığını, davacının tüm işlemlere ilişkin talimatları bizzat kendisi veya yetki belgesi ile yetkilendirdiği verdiğini, kendisine düzenli olarak hesap ekstrelerinin de gönderildiğini, 20.02.2003 tarihinde davacının hesabını kapattığını, davacının hesabından yapılan işlemlerde hiçbir usulsüzlük bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, açılan karşı davada ise müvekkiline karşı açılan bu davadan dolayı müvekkilinin uğrayabileceği maddi zararlar ile müvekkiline haksız olarak yöneltilen suçlamalar nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı manevi zarar nedeniyle 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 10.000,00 TL’nin faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
.../...
-2-
Mahkemece, bozmaya uyularak, talimata dayalı olarak yapılan işlemlerden dolayı, azil tarihinden sonra azli dikkate alınarak diğer davalıya virman yapması nedeniyle, davalı şirketin; davacıya atfen atılmış bulunan imzaların davacıya ait olmadığının uzman bilirkişiler tarafından tespit edildiği, sahte imzaya dayanarak gönderilen paranın davalı şirket hesabına geçmediği, diğer davalı hesabına geçtiği, diğer davalının ise davalı şirketin çalışanı olmadığı, davacının bu işlemlerden haberdar olmasına rağmen davalı şirkete bu konuda itirazda bulunmadığı, davacının daha sonraki tarihlerde de aynı hesaptan işlemler yapmasına rağmen bir itirazının olmadığı, bu işlemlerin doğruluk ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, davalı şirketin bu işlemde sebepsiz zenginleşmesinin veya kusurlu davranışının bulunmadığı gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın reddine, asıl davada akkında verilen karar kesinleştiğinden davalı akkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, karşı davanın reddine dair verilen karar da kesinleştiğinden karşı dava yönünden de karar tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy