MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.09.2013 tarih ve 2011/691-2013/265 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Kardemir ... .... ve Tic. A.Ş'nin 12/08/2011 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı gerçekleştiğini, hissedar olarak katılımda bulundukları toplantıda yasal mevzuat hükümlerinin hiçe sayıldığını, toplantının yönetimi divan başkanlığında olmasına rağmen hükümet komiseri ve eski yönetim kurulu üyeleri toplantının yürütülmesine mevzuat hükümlerine aykırı olarak müdahalede bulunduklarını, hissedarların yasal haklarını kullanmalarını engellediğini, genel kurulun oldu bittiye getirildiğini, genel kurulda alınan "4" nolu kararın toplantının yapılmasındaki hukuksuzluklar, usul, yasa, ana sözleşme ve objektif iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, 4 nolu karar hakkında red oyu kullandıklarını ve muhalefet şerhi koyduklarını, oylamada ...'nın 374/1. maddesine aykırı davranıldığını, oy hakkından mahrum olanlar oy kullandıklarını, bu madde ile yönetim kurulu üyelerine ...'nın 334. ve 335. maddeleri uyarınca yetki verilmesi hususu oylandığını, oysa ortaklığın malvarlığının yönetim kurulu üyesine karşı korunması gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin tamamı halka açık bir şirket olan davalı şirket hissedarlarının hakları hilafına kendi menfaatlerine iş ve işlemler gerçekleştirerek şirkete zarara uğrattıkları basına yansımış meşhur hadiselerden olduğunu, daha önceki yönetimlere verilen haklar kötüye kullanıldığını, daha önce aynı kişilere verilen yetkiler neticesinde şirkette SPK tarafından yapılan denetimde örtülü kazanç elde edildiği tespit edildiğini, aynı kişiler hakkında aynı yetkinin verilmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, SPK tarafından bir kısım yönetim kurulu üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, geçmiş dönemlerle ilgili olarak şu an yönetimde bulunan kişilerin bağlı ortaklıkları tarafından şirketi zarara uğrattıkları tespit edilip ceza davası açıldığını, iptali talep edilen genel kurul kararının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 15. maddesine de aykırı olduğunu, ileri sürerek 12/08/2011 tarihli genel kurulun 4 nolu kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 12/08/2011 tarihli olağanüstü genel kurulun usul ve yasalara uygun yapıldığını, yönetim kurulu üyelerinin hakkında yapılan şikayet ve açılan davaların sonuçlandığını ve haklarında bir mahkumiyet kararı çıkmadığını, genel kurulun iptali istenen kararının ...'nın 334 ve 335. maddelerine uygun yetki verilmesi olduğunu, toplantı esnasında hükümet komiserinin her hangi bir usulsüz işlemleri gösteren bir durumun bulunmadığını, oylamada yönetim kurulu üyeleri ve yakınlarının oy kullanmadığını, kullansalar bile karara etkili olmayacağını, ...'nın 334 ve 335. maddelerine göre yönetim kuruluna izin verilmesinin kuralsız hareket edecekleri anlamına gelmeyeceğini, şirketi zarara uğratırlarsa ibra kararı verilirken dikakate alınacağını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, oylamada ...'nın 374/1. maddesine aykırılık bulunmadığı, davacı şirketin genel kurul kararının ... hükümlerine aykırı alındığı ve usul ve yasaya uygun olmayan bir toplantı cereyan ettiği yönündeki itirazları ise, incelenen CD ve alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, herhangi bir şekilde usule aykırılık tespit edilmediği, dava devam ederken genel kurulun 18/05/2012 tarihinde almış olduğu kararın, geçmişe yönelik sonuçları ortadan kaldırmayacağı, davalı şirket yöneticilerinin yargılanmış olduğu ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ve akabinde Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin ve dayanak SPK raporları birlikte değerlendirildiğinde, verilen beraat kararının içeriği incelendiğinde suçun işlenmediği yönünde kanaat hasıl olduğu ve bunun aksinin de dosyadan anlaşılmadığı, BK'nın 53. maddesi ve 6098 sayılı Yasa'nın 74. maddeleri gereğince, beraat kararı ile bağlı olunmasa da dosya içeriği ile bağlı olunduğu, oydan yoksun oyların ve hakim ortak konumunda bulunan kişilerin oylarının tamamının geçersiz sayılması halinde bile 4. maddenin çoğunlukla kabul edildiği, bu durumun iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturmayacağı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 05.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy