Taraflar arasında görülen davadnce verilen 10/04/2013 tarih ve 2012/828-2013/509 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, ancak ortaklar arasındaki anlaşmazlıktan dolayı davalı şirketin, 05.11.2012 tarihli yönetim kurulu kararı ile müvekkilinin temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verildiğini, söz konusu kararınnlandığını, şirketin yönetim kurulunun böyle bir karar alma yetkisinin bulunmadığını ileri sürerek; davalı şirketin 05.11.2012 tarihli yönetim kurulu kararının kesin hükümsüzlük sebebiyle batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yönetim kurulu üyesi olan davacının, davalı şirkete ait programların kaynak kodlarını bazı eski çalışanlarıyla birlikte ele geçirdiğini, kodlar üzerinde küçük oynamalar yapılarak oluşturulan programların davacı tarafından farklı bir ticari oluşum altında davalı şirketin müşterilerine ve rakiplerine pazarlanmaya çalışıldığını, şirket aleyhine hareket eden davacının, şirkete başka zararlar vermesini önlemek için 05.11.2012 tarihinde yönetim kurulu üyelerinin toplanarak, davacının yalnızca imza yetkisini kaldırdıklarını, akabinde uç duyurusunda bulunduklarını, davacının, dava tarihi itibariyle yönetim kurulu üyesi olduğunu, 05.11.2012 tarihli yönetim kurulu kararında davacının şirketi temsil yetkisinin kaldırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı şirket yönetim kurulunun 05.11.2012 tarihli kararı ile yönetim kurulu üyesi olan davacının imza yetkisinin kaldırıldığı, birlikte temsil (çift imza) kuralı benimsenmiş olan davalı şirkette davacının ortaklık adına ve onun ünvanı adı altında imza atamayacağı, ancak yönetim kurulu üyesi sıfatıyla toplantılara katılarak oy kullanabileceği, TTK'nun 370/2 maddesinde temsil yetkisinin yönetim kurulu üyeleri arasında bölünebileceğinin, temsil yetkisinin üye veya
müdüre devredebileceğinin öngörüldüğü, davalı şirket ana sözleşmesi ile ortaklığın iç ve dış ilişkide yönetim kurulu tarafından temsil olunacağı, yönetim kurulunun temsil yetkisini kullanmasında birlikte temsil kuralının benimsendiği, temsil yetkisinin yönetim kurulu üyeleri arasında bölünebileceği, yönetim kurulunun davaya konu kararının emredici hükümlere aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.