Taraflar arasında görülen davada verilen 29.04.2013 tarih ve 2011/297-2013/110 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketin projesini yürüttüğü site inşaatı işi için davalının kredi finansmanı olduğunu, bu amaçla müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan genel kerdi sözleşmelerine diğer müvekkillerinin de müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imza attıklarını,bu anlamda davalı banka ile müvekkilleri aralarında dip proje sözleşmesi imzalandığını, davalı bankanın projenin ilerleme durumuna göre dönemsel olarak eksper göndererek ve inşaatın aşamasına göre kredi vereceğini taahhüt ettiğini, davalı bankanın yapılan anlaşma uyarınca henüz yapımına başlamamış üzerine ipotek tesis etmesinin mümkün olmadığı daireler için konut kredisi kullandırdığını, bunun karşılığında da müteahhit firmaya müşterek müteselsil kefil olmayı taahhüt ettiğini, davalı bankanın kredi kullandırmasının tek sebebinin müvekkili şirket ile yapılmış olan dip proje sözleşmesi olduğunu, davalı bankanın, müvekkillerinden daire alan alıcılara kredi açması sonrasında ekonomik krizi bahane ederek müvekkillerine vaat ettiği krediyi kullandırmadığını, davalı bankada alınan birtakım kararlar ile ekonomik kriz bahane edilerek müvekkili şirkete hakediş usulü uyarınca eylül ayında tahsis etmesi gereken 4.000.000,00 TL kredi tutarını tahsis etmekten vazgeçtiğini, bunun üzerine davalı bankanın açacağı krediye güvenerek yola çıkan müvekkili şirketin birçok büyük inşaat şirketi gibi ekonomik krizden etkilenerek finans zorluğu içerisine düştüğünü ve iflas ettiğini, vaat edilen krediyi kullandırmamasının yanında kullandırmış olduğu kredinin de hemen ödenmesini talep etmesi sonucu zarar uğranıldığını ileri sürerek, uğratılmış olduğu zarardan şimdilik 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin sürüklendiği mali kriz neticesindeinşaatını tamamlayamadığını, alıcılara taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde vaad ettiği şekilde konutları tam ve eksiksiz teslim edemediğini, buna mukabil, konut alan şahısların kredi geri ödemelerini yapmamaya ve hatta konuyla ilgili zararlarının tazmini talebiyle müvekkili banka aleyhine dava ikame etmeye başladıklarını, alıcılar ile akdolunan konut finansmanı kredi sözleşmelerinin müşterek borçlu müteselsil kefilinin davacı şirket olduğunu, yine taraflar arasında akdolunan hükümleri gereğince müvekkili bankanın risk altında gördüğü krediyi geri çağırmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; bankalara, vergi dairesine ve icra takibi yapan şirketlere yazılan cevabi yazılardan anlaşıldığı üzere, davacı borçlu hakkında ilk icra takibini ve haczi davalı bankanın yapmadığı,davalı bankanın taraflar arasında imzalananhükümleri kapsamında yetkilerini kullanarak davacı şirkete kullandırdığı kredilerin tehlikeli olduğunu öngörmesi ile icra takiplerine başlamasının ve kredileri kat etmesinin bankacılık teamüllerine aykırılık oluşturmadığı, davacıların bankanın kredi hesabını kat etmesi nedeni ile ekonomik krize girmediği, ekonomik krize girmesi nedeni ile kredi hesabının kat edildiği, ipotekli taşınmazların icra satışlarına muhammen bedelleri üzerinden iştirak edilmesinde ve bu değerin altında satılması durumunda bankaların taşınmazı satın alarak riske mahsup etmelerinde bankaya yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy