Taraflar arasında görülen davada Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/09/2011 tarih ve 2010/110-2011/159 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekili ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkili şirketlerin aynı gruba dahil şirketler olduğunu, 1995 yılından itibaren ticaret siciline kaydolunarak radyo-televizyon yayıncılık faaliyetlerinde bulunduğunu; yerel bazda bu faaliyeti yürüttüğünü ve 2006'dan itibaren " logosunu kullandığını davacı ise 2006 yılından itibaren ticaret siciline kaydolunarak ulusal düzeyde yayıncılık yaptığını, "" logosunu kullandığını, her iki davacının anılan işaretler üzerinde önceye dayalı hak sahibi olduklarını; davalıların ise 27.01.2009 tarihinde yaptıkları başvuru sonucu 38.sınıfı da kapsayacak şekilde (sayısı ile) "58" ibaresini kendi adlarına marka olarak tescil ettirdiklerini; oysa bu markanın davacılar logo ve tescilsiz işareti ile iltibas yaratacağını ileri sürerek, davalılar adına tescil edilen "58" ibareli markanın 38.sınıftaki hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini, birleşen davada ise müvekkilinin "tv 58" ibaresinin marka olarak tescili için davalı 'ne başvuruda bulunduğunu, od numarasını alan başvurunun davalılar adına tescilli kod numaralı "58" markası gerekçe gösterilerek kısmen reddedildiğini ileri sürerek, nun 07.04.2011 tarih ve sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş; KHK'nın 7/1-b bendinde yazılı mutlak red nedenine dayalı red kararı bakımından redde dayanak marka sahibi davalılar ... ve ...'in zorunlu dava arkadaşı sıfatının bulunmaması da dikkate alınarak bu kişiler aleyhine açılan davanın tefrikine karar verilmiştir.
.../...
-2-
Asıl davada davalılar ... ve ..., davanın reddini savunmuşlardır.
Birleşen davada davalı vekili, davacı başvurusu ile redde mesnet markanın KHK’nin 7/1-b bendi anlamında benzer olduklarını, bu nedenle kurum tarafından yapılan işlemlerin hukuka uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davada hükümsüzlüğü talep edilen 2009/4009 sayılı markanın dava tarihi olan 25.05.2010 tarihi itibariyle henüz tescil edilmediği, zira tescilin davanın açılmasından sonra 01.09.2010 tarihinde gerçekleştiği, dolayısıyla hükümsüzlük istemli asıl davanın zamansız açıldığı gerekçesi ile davanın reddine; birleşen davada ise davanın kabulüne,’nun 2011-M-1148 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, birleşen davada davacılar vekili ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu işaretlerin 556 sayılı7/1-b anlamında benzer nitelikte bulunmamalarına göre birleşen davada davacılar vekili ile davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle birleşen davada davacılar vekili ile davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 26,10 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı alınmasına, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.