MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/09/2013 tarih ve 2013/32-2013/16 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02/12/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunandavalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili şirket arasında şoförlü araç kiralama sözleşmesinin 28/12/2009 tarihine kadar sözlü olarak devam ettiğini, anılan bu tarihten itibaren geçerli iki sene süreli sözleşme yapıldığını, müvekkilinin bu sözleşmeye güvenerek araçlar satın aldığını, kredi çektiğini, ancak araçların değiştirilmesinden sonra 2010 yılı 5. ayından itibaren sözleşmede belirlenen işlerin müvekkiline verilmediğini ve davalının sözleşme konusu ediminin ifası ile ilgili araçlar aldırıldıktan sonra sözleşmeyi haksız olarak fesh ederek müvekkilinin zararına sebep olduğunu ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL'nin, 21/06/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile de 36.896 TL'nin temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, sözleşmeyi imzalayan Nurhayat Ulucan'ın müvekkili şirketi temsile yetkisi olmadığını, davacı ile hizmet sunulması esasına dayalı bir ticari ilişkiye girildiğini ancak müvekkilini hizmet almaya zorlayacak bir sözleşme olmadığını, davacının kendisinin basiretli olarak hareket etmediğini, davacının hizmet ettiği dönem içerisinde de edimlerini ayıplı olarak ifa ettiğini savunarak, davanın yetki ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davaya dayanak yapılan sözleşmenin taraflar arasında akdedildiği ve fiilen uygulandığı, fiili uygulama da dikkate alınarak davalının sözleşmeye ilişkin savunmasına itibar edilmediği, davalının sözleşme gereğince kararlaştırılan hizmet alımını azaltarak tamamen kestiği, davalının herhangi bir uyarı yapmadan hizmet alımını durdurduğu, ihtarname ile bir takım eksiklerin giderilmesini talep ettiği, ileri sürdüğü sebeplerin davalı açısından sözleşmenin uygulanmasını çekilmez kılan sebepler olup olmadığı da sabit değilken davacıyı uyarmadan hizmet alımını durdurarak sözleşmenin ifasından kaçınmasının iyiniyetle bağdaşmadığı, davalının fiilen hizmet alımını durdurarak fiili olarak sözleşmeyi fesih ettiği, bu feshin de haksız bir fesih olduğu, haksız fesih durumunda müsbet zararın talep edilmesi mümkün olup, sözleşmenin kalan süresi olan 18 aylık dönemde sözleşme ifa edilse idi elde edilebileceği karın dikkate alınmasının gerekeceği, sözleşmenin kalan süresinde hizmet alımının gerçekleşmiş olması halinde davacının %20 kar oranında 34.896 TL kazancı olacagi ve bunu zarar olarak sözleşmeyi haksız olarak fesih eden davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı,taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.786,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 574.80 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 02/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy