MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/06/2013 tarih ve 2013/20-2013/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacının, davalı şirketin 1/4 ortağı olduğunu, davacının katılmadığı ve kendisine de tebliğ edilmeyen 28.05.2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketin tasfiyesine karar alındığını, açtığı tespit davasıyla tasfiye edilen davalı şirketin mal varlığının 188.195,76 TL olarak saptandığını, diğer ortakların tasfiye sürecinde davacının kar payı ve gelir elde etmesini engelleme, mal kaçırma amacı taşıdığını ve aynı adreste aynı ekipmanlarla Özefsane adı altında yeni şirket kurduklarını şirketin merkez ve şubelerindeki tüm mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilerek 188.195,76 TL'den davacı payına düşen 1 /4'lük kısmın tasfiye tarihinden itibaren faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL'nin tasfiye tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; 28/05/2005 tarihli toplantıya çağrılmasına rağmen davacının katılmadığını, toplantıda alınan tasfiye kararının usulsüzlüğünden söz edilemeyeceğini, tasfiye sonucunda zaten ortakların alacaklarını alabileceklerini, gerçek anlamda da davacının bir alacağının olmadığını, kağıt üzerinde her ortağın taahhüt ettiği sermayenin ödendiği yazılı olmasına rağmen gerçekte şirket ortağı Murat Kaymakçı' nın evinin ipotek edilmesi suretiyle bankadan alınan kredi ile sermaye ihtiyacının karşılandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı taraf her ne kadar tasfiyeye ilişkin alınan ortaklar kurulu kararının geçersizliğini ileri sürmüş ise de, bu istemin TTK kapsamında 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılacak bir dava ile ileri sürülmesi zorunlu olup hak düşürücü süreden sonra telepte bulunulduğu gerekçesiyle istemin reddine; şirketin tasfiyesi itibariyle tasfiye işlemleri bakımından şirket sözleşmesi kapsamında tasfiye memurlarının ortakların aldıkları kararlara uymak zorunda oldukları ve tasfiye bakımından şirketin yeniden ihyasına karar verilmiş olmakla; davada davacının tasfiye işlemleri bakımından tasfiye itibariyle şirkete başvurmakta serbest olduğu, tasfiyeden arta kalanın dağıtılması talebinde bulunma hakkının bulunduğu, bilgi alma hakkının bulunduğu, defterleri inceleyebileceği, bu süreç bakımından mahkemece yapılacak bir işlem
bulunmadığı, davada da tasfiyenin yolsuzluğuna ilişkin iddiaların ileri sürüldüğü görüldüğü, ancak ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı karşısında artık davacının tasfiye bakiyesi alacağı bakımından bir karar oluşturulamayacağı, artık tasfiye süreci içinde davacının bilirkişi raporu ile saptanamayan hususlar bakımından ayrıntılı inceleme yapılmasını sağlamak suretiyle bir değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle yasal koşulları oluşmayan ve kanıtlanamayan davanın reddine karar vermiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.