MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/12/2012 gün ve 2011/515-2012/705 sayılı kararı onayan Daire’nin 21/10/2013 gün ve 2013/2838-2013/18381 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sahibi ve temsilcisi olduğu ... Endüstriyel Tasarım Kalıp ve Plastik İmalat Ltd. Şti bünyesinde kendi buluşları olan plastik vida tutucuya ilişkin olarak ... nezdinde 27 Haziran 2011 tarih B.14.1 ... 0.10.01-2010/06734 sayılı faydalı model belgesi verildiğini, ürünün üretimine ve piyasaya toptan olarak satımına başladıklarını, bir süre sonra bu ürünün müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında davalı tarafından da üretilerek piyasaya satıldığını öğrenmeleri üzerine, mahkeme marifetiyle yapılan tespitte de durumun sabit olduğunu ileri sürerek, 551 sayılı KHK kapsamında davalı tarafından üretilen taklit ürünlerinin durdurulmasına, ürünlerin toplatılmasına, üretimde kullanılan makinaların ve kalıplara el konulmasına ve mahkeme sonucunda yediemine teslimi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, faydalı model belgesine konu plastik vida tutucunun üretilmesi ve dağıtılması suretiyle oluşan tecavüz fiilinin önlenmesine, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere 2.000,00 TL maddi, 2.000,00 TL yoksun kalınan kâr ve 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, davalı tarafından üretilen taklit ürünlerin ve davalıya ait olup üretimde kullanılan makine ve kalıplardan davacı müvekkilleri adına mülkiyet hakkı tanınmasına, mahkeme kararının masrafı davalıya ait olmak üzere kamuya ilan yoluyla duyurulmasına ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 27/11/2012 tarihli celsede maddi tazminat ve yoksun kalınan kar ile ilgili taleplerini atiye terk ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı tarafın davacıya ait TR 2010 06734 Y tescil nolu faydalı model belgesine konu plastik vida tutucunun birebir aynısını üretmek ve dağıtmak (satışa sunmak) suretiyle davacıya ait faydalı model belgesine tecavüzde bulunduğu, 551 sayılı Patent
Haklarının Korunması hakkında KHK'nın 137. Maddesine göre davacının adına kayıtlı faydalı model belgesini davalının yapmış olduğu tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün giderilmesini, maddi ve manevi zararının tazminini talep etme hakkının bulunduğu anlaşılmakla ve davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin talebini atiye terk etmiş olması hususu da dikkate alınarak, davanın kabulüne davacıya ait faydalı model belgesine davalının yapmış olduğu tecavüzün önlenmesine ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2-Dava, tescilli faydalı modele tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile yoksun kalınan karın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili 27.11.2012 tarihli oturumda maddi tazminat ile yoksun kalınan karın tahsili istemine ilişkin davasını atiye terk ettiğini imzalı beyanıyla açıklamış, mahkemece yazılı şekilde faydalı modele tecavüzün önlenmesine ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Ancak, 6100 sayılı HMK'da ‘davanın atiye bırakılması’ adı altında bir kurum düzenlenmiş değildir. Davanın atiye bırakılması, davanın geri alınması anlamındadır. HMK'nın 123. maddesine göre de davanın geri alınabilmesi için bu isteğe karşı çıkılmamış ve davalı tarafından açıkça rıza gösterilmiş bulunması gerekir. Davanın geri alınması yasağı, usul hukuku açısından davanın açılmasının en önemli sonuçlarındandır. Geri almanın sonuç doğurabilmesi için davalının rızasının açık olması zorunlu olup, zımni muvafakat yeterli değildir. Somut olayda davacının maddi tazminat ve yoksun kalınan karla ilgili davasının atiye bırakılması isteminin davalı tarafça açıkça kabulü bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında, davacı vekilinin atiye bırakma, başka bir anlatımla maddi tazminat ile yoksun kalınan karın tahsiline yönelik davasını geri alması isteminin kabul edilip edilmediğinin açıkça davalı taraftan sorulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönüyle davalı yararına bozulması gerekirken yazılı şekilde onanmış olduğundan, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.10.2013 Tarih, 2013/2838 Esas- 2013/18381 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 21.10.2013 Tarih, 2013/2838 Esas-2013/18381 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine,11/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy