MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/07/2013 tarih ve 2013/108-2013/456 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince müvekkiline ait Kanal B logolu televizyon yayınının davalının kurup işlettiği TV ve radyo dağıtım sistemleri, interaktif hizmetler şebekesi üzerinden Kablo TV abone veya müşterilerine analog yayın ile ulaştırılmakta olduğunu, davalı tarafından analog kablo TV yayını yanında, “Teledünya” markası ile oluşturulan yeni platform ile dijital yayına geçilerek dijital kablo TV hizmetinin davalı firma ve müşterilerine ulaştırıldığını, davacı firmaca teledünya sayısal paketine dahil edilmesi ile ilgili olarak pek çok talepte bulunulduğunu ancak bir yanıt alamadıklarını, davalı firmaca 20/10/2009 tarihinde başlayan teledünya sayısal paketine dahil olma taleplerinin 19/04/2010 tarihinde kaleme alınan yazı ile cevaplanabildiğini, bu cevapta da aradan geçen süreye karşın talebin kabul ya da reddine ilişkin bir sonuca ulaşılamadığını, menfi ya da müspet herhangi bir yanıt verilmediğini, davalının bu keyfi tutumunun hakkın kötüye kullanımı niteliğinde bulunduğunu, davalı kuruluşun analog kablolu TV'de dağıtımını yaptığı bir çok kanalın teledünya sayısal paketine dahil olma taleplerini kabul ettiğini, davacı firmaya eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edecek nitelikte davranılarak 20/10/2009 tarihinden bugüne kadar hiçbir cevap dahi verilmediğini ileri sürerek, müvekkili firmanın teledünya sayısal paketine abone olma taleplerinin davalı şirket tarafından yanıtsız bırakılarak sözleşme yapılmaması şeklinde yaratılan muarazanın giderilmesine, sözleşmenin hükmen yapılmasına, davalının sözleşmeyi imzalama zorunda bulunduğunun tespitine ve ifasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin faaliyetlerini yerine getirirken ticari hayatın gereklerini ve arz talep dengesini gözeterek rakip platform işletmecileri ile rekabet halinde, daha çok kar elde etmek amacı ile hareket etmekte olduğunu, özel hukuk hükümlerine tabi bir A.Ş. olan davalının davacı ya da başka firmalarla sözleşme yapma zorunluluğu bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı tarafından dava konusu sözleşme gereğince davacı şirkete verilen hizmet elektrik, su, doğalgaz dağıtımı gibi tekel niteliğinde bir hizmet olmayıp, ülkemizde geçerli mevzuat gereğince davacının bu hizmeti yerli ve yabancı başka şirketlerden temin etmesinin mümkün bulunduğu, tekel niteliğinde olmayan bir hizmet sunan davalının davacının talebi doğrultusunda sözleşme yapma zorunluluğunun bulunmadığı, özel hukuk alanında tekel niteliğinde olmayan bir mal veya hizmet üreten tacirin imzaladığı bir sözleşmeyi sürdürmeye zorlanması veya talep doğrultusunda geçilen başka bir platforma dahil edilmeye zorlanmasının mümkün gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy