MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davadan dolayı... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/11/2012 gün ve 2012/216 esas sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen (Alacaklı) vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, müvekkilinin ...Şubesindeki hesabından 230.000,00 Amerikan Dolarının internet vasıtası ile ... hesabına havale edilerek paranın ... tarafından davalıya teslim edildiğini, konu ile ilgili ceza yargılaması yapan ... 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından davalının hesabına ihtiyati tedbir konulduğunu, ... 4. Ağır Ceza Mahkemesi yargılaması sonucunda verilen kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu ve yeniden yargılama yapıldığını, paranın karşı tarafın eline geçmesi halinde tahsilinin imkansız hale geleceğini, 230.000 Amerikan doları ve faizlerine ihtiyati tedbir konulması yönünde ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/36 Değişik İş Esas 2012/31 Değişik İş Karar sayılı ilamı ile konulan tedbirin devamını, 230.000 Amerikan Dolarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, 24.10.2012 tarihli tensip tutanağı ile 2012/36 Değişik İş E.- 2012/31 Değişik İş K. sayılı ilam ile konulan tedbirin devamına karar verilmiştir.
Karşı taraf davalı vekili, ihtiyati tedbir kararının B.K. 72 maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış tazminat talebine ilişkin olduğunu, ceza zamanışımının da dolduğunu savunarak karara itiraz etmiştir.
Mahkemece, 06.11.2012 tarihinde, haksız fiil nedeni ile kazanç sağlayan kişi hakkında tazminat davalarında öngörülen 1yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, yapılan ceza yargılaması nedeni tebliğnameye göre ceza zamanaşımının da dolduğu, Yargıtay 11. CD tarafından henüz zamanaşımına yönelik kesin karar çıkmadığı gerekçesiyle itirazın kısmen kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik davalı vekili tarafından yapılan itirazın Yargıtay 11 CD'nin ilgili dosyası kesinleşinceye kadar reddine, dava değeri kadar teminatın davacı tarafça kararın kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde mahkeme veznesine depo edilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili 15.11.2012 tarihinde, Yargıtay 11 CD'nin 2012/16552 E, 2012/15677 karar sayılı ilamı ile dosyanın bozularak zamanaşımı nedeniyle düşürüldüğünü, tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, 16.11.2012 tarihinde, Yargıtay 11 CD'nin 20.09.2012 tarih 2012/16552 E, 2012/15677 K sayılı ilamı ile ceza zamanaşımı dolduğundan sanıklar hakkında davanın düşürüldüğü gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının kabulüne karar verilmiştir.
Kararları ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili temyiz etmiştir.
Kararı ihtiyati tedbir isteyen vekili temyiz etmiştir.
İhtiyati tedbir talebinin reddi üzerine verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği gibi (HMK. m. 391/1), ayrıca yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen karara karşı da temyiz yoluna başvurulabilecektir. Gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanununda ara kararlarına karşı kanun yoluna başvuru kabul edilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir hakkında verilen kararlara karşı ancak belli durumlarda temyiz yoluna başvurulabilecektir. Nitekim, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 396. maddesinde durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararın temyiz edilemeyeceği aslında kanun koyucunun da açık ve bilinçli bir tercihidir. Zira durum ve koşulların değişmesi sebebiyle itiraz hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanununun 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 394. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının kıyasen uygulanacağı açıkça belirtilmiştir. Bu şekilde 394. maddenin üçüncü fıkrasına yapılan atıf ile üçüncü kişilerin de itiraz edebileceği, dördüncü fıkraya yapılan atıf ile de itirazın şekli ve incelenmesinin kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir. Dikkat edilirse kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmamıştır. Gerekçede de belirtildiği gibi ihtiyati tedbir kararı verildikten sonra, mevcut olan durum ve koşulların dava sırasında birden fazla değişmesi mümkün olabilir ve her seferinde itiraz edilebilir, her itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna başvurulması, ihtiyati tedbir kararlarına karşı başvurulması öngörülen temyiz yolundan beklenen amacın tam tersine bir sonuç doğuracaktır. Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir.
Sonuç olarak, 6100 sayılı HMK'nın 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığından durum ve koşulların değişmesi sebebiyle ihtiyati tedbir kararının değiştirilmesi talebinin reddi hakkında verilen karar temyiz edilemez. Yukarıda da belirtildiği üzere, karşı tarafın itirazı üzerine ihtiyati tedbir kararının değiştirilmesi ve kaldırılması yönünündeki taleplerinin kabul edildiği, ihtiyati tedbir kararının değiştirilmesi ve kaldırılması yönünündeki taleplerin kabulüne dair mahkemece verilen ara kararın temyizi mümkün değildir.
HUMK'un 432/4. maddesine göre, hükmü temyiz eden açısından temyizi kabil olmayan karara ilişkin temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3-4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden temyiz eden ihtiyati tedbir isteyen vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir isteyen vekilinin temyiz isteminin HUMK’un 432/4. maddesi uyarınca REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 3,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy