MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/07/2012 tarih ve 2011/118-2012/317 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete sigortalı olduğunu, kaza sonrası aldıkları raporda maluliyet oranının % 4 olarak belirlendiğini, kendilerine 6.000 TL ödeme yapılarak ibraname imzalatıldığını, davacının yeni Türkiye vatandaşı olması nedeniyle kanunları bilmediğini, hataen ibranameyi imzaladığını ileri sürerek, ibranamenin iptalini, yeniden ATK'dan rapor alınmasını, şimdilik 10.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya %4 maluliyet karşılığı üzerinden 6.000 TL ödenip ibraname alındığını, sağ el yüzük parmağının tamamen kaybının söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının maluliyet oranının % 4,3 olarak belirlendiği, % 0,3 fark üzerinden 959,56 TL ek tazminat talep edebileceği, kanunları bilmediği iddiasıyla ibranamenin iptal talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; HUMK’nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre 21.07.2004 hüküm tarihi itibariyle miktar veya değeri 1.000 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesin olup, anılan miktar 01.01.2012 tarihi itibariyle 1.690 TL’ye çıkarılmıştır.
Somut olayda, davanın kısmen kabulüne, 959,56 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, söz konusu miktarın hüküm tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından temyizi kabil olmayıp, davalı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK'nın 432/4'üncü maddesi hükmü uyarınca REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.