MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/12/2012 tarih ve 2012/515 Esas sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz talep eden vekili, davalının müvekkili şirket ortağı ve ....07.2012 tarihine kadar yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalı ortağın 08.09.2011 ila 22.05.2012 tarihleri arasında toplam 12.321.000,00 USD tutarındaki parayı şirket hesabından kendi hesabına aktardığını, bunlardan ....730.000,00 USD'nin iade edilmesine rağmen bakiye 9.591.000,00 USD'nin ödenmediğini, davalıya borcun ödenmesi için çekilen ihtara davalının cevap vererek dava dışı bir şirkete yaptığı ödemeden sonra 6.027.497,78 TL borcunun kaldığını ikrar edip bundan da üçüncü şahıs konumundaki bir şirketten olan ....696.698,64 TL alacağının mahsubunu, bakiye ....330.799,14 TL'nin de 2012 yılı kâr payından karşılanmasını istediğini, davalının ikrar ettiği 6.027.497,78 TL tutarındaki alacaklarının tahsili için başlattıkları takibe itiraz ettiğini, dava dışı şirketten olan alacağının mahsubu talebinin alacağın temliki hükümlerine göre müvekkilince kabulü olmadığından geçerli olmadığı gibi henüz muaccel olmayan, doğacağı dahi meçhul bulunan kar payı alacağının da mahsubunun mümkün olmadığını, davalının mal kaçırma çabası içine girdiğini ileri sürerek itirazın iptali ile birlikte davalının malları ile hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, teminat karşılığında ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, dava dilekçesindeki muaccel bir alacak bulunmadığı gibi müvekkilinin sabit ikamete sahip, ...'nın en büyük işadamlarından biri olduğunu, halen %20 hisse ile ortak bulunduğu şirkete ait iki otelin 200.000.000,00 TL değerinde bulunduğunu, müvekkili hissesine ise 40.000.000,00 TL isabet ettiğini, ihtarname ile ancak ....330.799,14 TL tutarındaki miktarın kabul edildiğini, kaldı ki bunun bir borç ikrarı olmayıp genel kurul kararına itiraz mahiyeti taşıdığını, alacak miktarının çekişmeli olduğunu, varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirdiğini, savunarak ihtiyati haciz kararına itiraz etmiştir.
Mahkemece, davalı borçlunun İİK'nın 266. maddesi uyarınca yaptığı itirazın kabulü ile takip miktarı alacak ve fer'ilerini karşılayacak tutarda nakit paranın icra veznesine yatırılması ya da kesin ve süresiz teminat mektubunun icra dairesine ibrazı halinde ihtiyati haczin kaldırılmasına, İİK'nın 265. maddesi uyarınca yapılan itirazın incelenmesinde ise, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesinin ihtiyati haciz kararına etkili olmadığı, sunulan belgelerden muacceliyet koşulunun gerçekleştiği kanısına varıldığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati hacze itiraz eden vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy