MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/11/2012 tarih ve 2010/33-2012/701 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı olarak istenilmiş ise de duruşma için belirlenen 11.04.2014 tarihinde davacı asil ile davalı vekili duruşmada temyizden feragat ettiklerini beyan etmiş olup duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %50’den fazla hisseye sahip ortağı olduğunu, şirket genel kurulunun yılda en az 1 defa toplanması gerekirken davalı şirketin en son genel kurulunun 23.07.2007 tarihinde yapıldığını, TTK’nın 435. maddesi uyarınca şirketin feshine karar verilebileceğini, yönetim kurulu üyelerinin TTK’nın 314. maddesi uyarınca en çok 3 yıl için seçilebileceğini, bu süre dolmadan yenilerinin seçilmesi gerektiğini, davalı şirketin anılan maddeler uyarınca genel kurulunun yapılmaması ve yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmemesi nedeniyle fesih tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılması için yönetim kuruluna ve denetçiye yaptıkları ihtarın sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, davalı şirketin genel kurulunun olağanüstü toplantıya çağrılması ve gündemin oluşturulması amacıyla toplantıya çağrı izni verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının yönetim kurulu üyesi ve başkan vekili olduğunu, genel kurulun toplanmamasının nedeninin bizzat davacı olduğunu, davacının şirket hesaplarından usulsüz olarak kendi hesabına para aktardığını, hakkında açılmış sorumluluk davası bulunduğunu, ayrıca hisselerini müvekkili şirkete devrettiği için aktif husumet ehliyeti bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı taraf davacının hisselerini davalı şirkete devrettiğini iddia etmiş ise de bu devrin hukuken geçersiz olduğu, davacının, azınlığın genel kurulu olağan üstü toplantıya çağırabilmesi için gerekli koşulları yerine getirdiği, yönetim kurulu ve denetçilere başvuruda bulunmasına rağmen sonuç alamadığı, davacı ile davalı şirket arasında devam eden sorumluluk davasının işbu dava ile ilgisi bulunmadığından bekletici mesele yapılmasına gerek görülmediği, şirkette azınlık pay sahibi olan davacının husumete ehil olduğu, toplantı için gerekli başvuruları yaptığı ve sonuç alamadığı, en son 2007 yılında toplantının yapıldığı, toplantıların senede bir
kez yapılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısına çağrılmasına, Veli Uluçamın'ın kayyım tayinine, kayyımın TTK’nın 412. maddesinde belirtildiği üzere gündemi düzenlemek ve kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmakla yetkili kılınmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Davalı vekilinin 20.11.2012 tarihli temyiz istemi üzerine mahkemece, 04.12.2012 tarihli ek karar ile hüküm kesin olarak verildiğinden davalı şirket vekilinin temyiz itirazının HMK’nın 366. maddesine kıyasen HMK’nın 346/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin 04.12.2012 tarihli ek karara yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan 04.12.2012 tarihli hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy