MAHKEMESİ : ... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20/09/2012 tarih ve 2011/166-2012/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin 1989 yılında ...’da “Otel Mavi Kumsal” adlı, 4 yıldızlı bir oteli işletmeye başladığını, 05.06.2003 tarihinde müvekkilinin sözkonusu ibareyi 39, 41 ve 43. sınıflarda adına marka olarak tescil ettirmek için ...’ye başvuruda bulunduğunu, ancak Enstitü’nün müvekkili tarafından yapılan başvuruyu 556 sayılı KHK’nin 7/1 (b) bendi gereğince reddettiğini, ancak redde dayanak gösterilen markaların müvekkilinin bu ibareyi kullanmaya başladığı tarihten çok sonraları tescil edildiğini, müvekkilinin anılan markanın ilk ve gerçek sahibi olduğunu, bu marka üzerinde 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesi uyarınca öncelikli hak elde ettiğini ileri sürerek, asıl ve birleşen davalarda davalı ... ... tarafından verilen kararların iptaline, diğer davalılara ait markaların 43/1-2. sınıf açısından hükümsüz sayılarak sicilden terkinine, “Hotel Mavi Kumsal ve şekil” ibareli markanın müvekkili adına tesciline, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, asıl davadaki yargılama sırasında yapılan ıslah ile davalı ...’in tescilli markasını konaklama ve otelcilik hizmetleri alanında kullanmadığını, bu nedenle anılan davalıya ait markanın 556 sayılı KHK’nin 14 ve 42/c maddeleri uyarınca da hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, dava konusu marka üzerinde müvekkilinin ilk kullanımdan doğan öncelik hakkının bulunduğunu, her iki davanın hak düşürücü süreden ve esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça öncelik ve üstünlük hukuki sebeplerine dayalı olarak açılmış olan ve işbu dosya ile birleştirilen davanın, markanın tescil edildiği tarihten itibaren 7 yıldan fazla süre geçtiği, bu nedenle KHK'nın 7/b, 8/b, 8/3 maddelerine dayalı davanın görülmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, birleşen davada, davalı ...’e karşı açılmış olan öncelik iddialarına dayalı marka iptali davasının hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine, asıl dava yönünden ise, davalının hakim ortağı olduğu dava dışı ...Tur. Tic. Ltd. Şti’nin markayı düzenli olarak otelcilik ve konaklama hizmetleri sektöründe kullandığının belirlendiği, otelin “Mavi + şekil” markası adı altında işletildiği, bu isimde vergi levhası alındığı, düzenlenen faturalarda “mavi” ibaresinin şekille birlikte öne çıkarılarak kullanıldığı, faturalardaki kullanımın markasal özellik arz ettiği gibi, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008 yıllarına ilişkin düzenli olarak devam ettiği, her ne kadar, davacı tarafından bu kullanımın KHK’nın 14. maddesine uygun olmadığı, davalı marka sahibi ile bu şirket arasında usulüne uygun yazılı bir lisans sözleşmesi ve ...’de şerh bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, marka sahibi davalının rızası ve kontrolü altında, markanın ilgili olduğu emtiada kullanımının gerçekleştiği, ticari kayıtlardan davalının dava dışı ...şirketinin büyük ortağı ve temsilcisi olduğu, dolayısıyla markanın kullanımını bildiği ve zımnen izin verdiği, lisans sözleşmesinin geçerliliği için yazılı olmasının bir yasal şekil koşulu olsa da kullanıp kullanmama konusundaki değerlendirmede, bu kuralın uygulanmasının gerekmediği, bir lisans sözleşmesinin varlığının, ondan kendilerine bir hak doğduğunu ileri sürenlerce sözleşmenin kanıtlanması ihtimali halinde önemli olduğunu, lisans sözleşmesi düzenleme konumunda olan marka sahibi ile dava dışı şirketin bundan zuhul etmelerinin kendi hukuki ilişkileri çerçevesinde olduğu, bu itibarla markanın, sahibinin bilgisi ve izni dahilinde markasal biçimde ilgili sektörde kullanıldığı, KHK’nin 14. maddesinde yazılı hükümsüzlük sebebinin gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 29,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, 30/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy