MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/10/2012 tarih ve 2010/251-2012/220 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi rafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29/04/2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin sermaye payı anlamında hakim ortağı olduğunu, davalı şirketin 15.07.2005 tarihli olağan genel kurulunda vekaleten temsil edildiğini, ancak bu genel kurulda müvekkilin vekili olan diğer ortak temsilcisinin kötü niyetle, müvekkilini şirket yönetiminden bertaraf edecek ve rüçhan haklarını sınırlayacak şekilde ana sözleşme tadili yapmak suretiyle müvekkil ortağın hisselerine ait haklarını sınırlandırdığını, müvekkilinin yanlış ve eksik bilgilendirilmek suretiyle elinden alınan vekaletname ile ana sözleşmenin tadil edildiğini, genel kurulun müvekkilini yönetimden uzaklaştırmak maksadıyla kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, davalı şirketin 15.07.2005 tarihli genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ...'nın 381. maddesine göre iptal davası açılabilmesi için zorunlu olan 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, genel kurulda davacıyı temsil eden kişinin davacının iradesi yönünde oy kullandığını, temsilcinin verilen talimat hilafına oy kullanmış olması halinde bile bu durumun müvekkili şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini, genel kurulda alınan kararların kanun, ana sözleşme ve iyi niyet esaslarına uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 15.07.2005 tarihli toplantıda alınan kararların tamamının bütün pay sahiplerinin oy birliğiyle alındığı, davacının bu toplantıya vekili aracılığıyla katıldığı, vekilin vekalet kapsamını aşar şekilde oy kullanmış olması halinde dahi bu durum yetki veren ile vekil arasında tazminatı gerektirir nitelikte olup, genel kurul kararının iptalini veya batıl sayılmasını gerektirmediği, öncelikle davanın 3 aylık yasal süresi içinde açılmadığından reddinin gerektiği, alınan kararların niteliği itibariyle butlan sonucunu doğuracak bir hukuki sakatlık bulunmadığı, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilse dahi davacının vermiş olduğu temsil yetkisinin kapsamının aşılmasının genel kurul kararlarının geçersizliğine yol açmayıp, davacı ile temsilcisi arasındaki iç ilişki kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacı tarafça yatırılan yabancılık teminatının iadesi hususunda bir karar verilmemiş ise de bu konuda mahkemeden bir karar alınmasının her zaman mümkün bulunmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 04,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 02/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy