MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.11.2012 tarih ve 2012/997-2012/998 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz talep eden vekili, borçlu ... Ltd. firmasının genel kredi sözleşmesi uyarınca kredi kullandığını, diğerlerininde sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borcun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edildiğini ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, banka kredi sözleşmelerinin önceden tek taraflı hazırlanmak suretiyle kefillere imzalatıldığı, kefillerin sözleşmedeki koşulları kabul ettiklerine ve koşulların açıkça kendilerine anlatıldığına dair 6098 Sayılı BK'nun 21. maddesi anlamında bir kabulün bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu kredi sözleşmelerinin 6098 Sayılı Borçlar Kanunu 20, 21, 22, 23, 24 ve 25. maddeleri uyarınca genel işlem koşullarına aykırı olduğu gerekçesiyle, borçlu şirket yönünden ihtiyati haciz isteminin kabulüne, borçlu kefiller yönünden ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talep eden vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle borçlu kefiller yönünden ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir. Oysa, ihtiyati haciz kararına dayanak yapılan sözleşme, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce imzalanmış ve kredi de anılan tarihten önce kullandırılmıştır. Bu durumda 6101 sayılı kanunun 4. maddesinin işbu uyuşmazlıkta uygulanması mümkün bulunmadığından mahkemenin bu yöndeki gerekçesine itibar olunamaz. Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre de temerrüt, sona erme ve tasfiye söz konusu olmadığından ve salt genel işlem şartlarına aykırılık kamu düzeni ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi, 7. maddenin uygulama koşulları da bulunmadığından, mahkemece İİK. 257. maddedeki koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, kefiller yönünden ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle ihtiyati haciz talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden ihtiyati haciz talep edene iadesine, 06.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.