MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/10/2012 tarih ve 2011/413-2012/243 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/04/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Salih Mendeci ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Ticaret Sicil Memurluğu’na kaydının 16.12.1980 tarihinde yapıldığını, davalının ise ... Ticaret Sicil Memurluğu’a kayıtlı olup unvanında yer alan... ibaresini izinsiz ve haksız olarak kullandığını, ... 10. Noterliği’nin 20.06.2011 tarihli ihtarnamesinin 29.06.2011 tarihinde tebliğine rağmen davalının... ibaresini kullanmaya devam ettiğini,... ibaresi üzerinde öncelik hakkının müvekkilinde olduğunu,... ibaresinin her iki taraf unvanında da asıl unsur olduğunu, bu durumun iltibasa yol açtığını, ticaret unvanı sahibinin izni alınmadan unvanda yer alan asıl unsurun kullanılmasının TTK’nun 57. maddesi anlamında haksız rekabet teşkil ettiğini, davalarının 6762 sayılı TTK’nun 52 ve 54. maddelerine dayandığını ileri sürerek, davalı unvanında yer alan... ibaresinin sicilden terkinine, hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 1994 yılında ...’da Ticaret Siciline tescil edildiğini, petrol işi ile iştigal edip davacı ile faaliyet alanlarının farklı olduğunu, iltibas ve haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, müvekkilinin tescilinden 17 yıl sonra unvanının terkininin talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, MK’nun 2. ve 3. maddeleri ile TTK’nun 62. maddesi uyarınca davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 36. maddesi gereği tarafların ticaret unvanındaki... ibaresinin ihtiyari ek olarak kabul edilmesi gerektiği, tarafların faaliyet alanlarının farklı olması nedeniyle taraf unvanları arasında iltibas oluşmayacağı, 6102 sayılı Yasa’nın 60. maddesindeki 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmasından itibaren 17 yıl 2 ay 16 gün sonra iltibası davacının
öğrendiği iddiasına basiretli tacirden beklenmesi gereken özen borcu nedeniyle itibar edilmediği, dava açma hakkının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davacının davasının davalının süresinde ve usulüne uygun zamanaşımı itirazı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının ticaret unvanının esas unsuru olan “ÖZDİLEK” ibaresinin ticaret sicilinden terkini istemine ilişkindir. Mahkemece, “6102 sayılı Yasa’nın 60. maddesindeki 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmasından 17 yıl sonra davacının iltibası öğrendiği iddiasına basiretli tacirden beklenmesi gereken özen borcu nedeniyle itibar edilmediği, dava açma hakkının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddine” karar verilmiş ise de dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 54/1 nci maddesi hükmüne göre, ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimse, bunun men’ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise kusur halinde bunun da tazmini isteyebilecektir. Somut uyuşmazlıkta yukarıda yapılan özetten de anlaşıldığı üzere davacının “Özdilek” ibaresini ticaret siciline tescili 1980 yılına dayandığından davacı taraf önceye dayalı üstün hak sahibi ise de, davalı kullanımının devam ediyor olması karşısında mahkemenin davanın zamanaşımına uğradığı yönündeki gerekçesi yerinde bulunmamakla birlikte davalı şirket ticaret unvanının tescilinden sonra yaklaşık 17 yıl boyunca sessiz kalınıp dava açılmaması, sessiz kalma nedeniyle hak kaybına yol açtığından bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın açıklanan gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle kararın değişik gerekçe ile ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy