MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.12.2012 tarih ve 2012/101-2012/101 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, asıl borçlu ... ile imzalanan genel kredi sözleşmesini borçlular ..., ... ve ...’in müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edildiğini ve borcun muaccel hale geldiğini ileri sürerek, 30.599,65 TL üzerinden borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişiler üzerindeki hak ve alacaklarının borca yeter kadarının ihtiyaten haczini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, borçlulardan ... ve ... tarafından belirtilen kredi borcuna rehin verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
1- Talep, aleyhine ihtiyati haciz istenilen tarafın müşterek borçlu ve müteselsil kefili bulunduğu genel kredi sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İİK'nun 45. maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı, yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak, poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki takip hükümleri saklıdır. Aynı yasanın 257. maddesi uyarınca da ihtiyati hacze karar verilebilmesi için gerekli koşullardan biri de alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Bahse konu yasal düzenlemeler, borçluya yöneliktir. Kefillerin sorumluluğu ise, 6098 Sayılı BK'nun 586/1. (818 Sayılı BK'nun 487/1) maddesinde hükme bağlanmış olup, anılan düzenlemeye göre kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmiş ise, alacaklı, asıl borçluya müracaatla rehinleri paraya çevirtmeden önce kefil aleyhine de takibat yapabilir.
Somut olayda, aleyhine ihtiyati haciz istenilen ...'a hesap kat ihtarnamesi tebliğ edilerek anılan borçlu temerrüde düşürüldüğüne ve bu nedenle İİK'nun 257'nci maddesinde sayılan koşullar oluştuğuna göre, bu borçlu yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken talebin reddedilmesi doğru görülmemiştir.
...- Ayrıca, aleyhine ihtiyati haciz istenilenlerden ... ve ... kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer aldıkları gibi, aynı sözleşme ilişkisi nedeniyle asıl borçlu ...'nın bankaya olan borcuna karşılık kendi taşınmazlarına ipotek de tesis ettirmişlerdir.
Bu durumda, ipotek belgesi getirtilip, ipoteğin asıl borçlu için mi yoksa kendi kefaletleri nedeniyle mi verildiği incelenerek, ipotek kendi kefaletleri için verilmediği takdirde kefiller... yönünden dahi ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken bu borçlular yönünden de eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, alacaklı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına mahal olmadığına, 18.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy