MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.03.2012 tarih ve 2010/230 - 2012/53 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının ... nezdinde tescilli kendisine ait 1991/131867 nolu “... ...” ve 1999/15069 nolu “... ... + ŞEKİL” ibareli markalarını tescil edildikleri şekilde kullanmadığını, kullanma şeklinin müvekkili davacıya ait markayla iltibas oluşturacak şekilde olduğunu, dolayısıyla da davalının markalarını kullanma şeklinin davcının markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, ayrıca tescil edildiği şekliyle uzun süreden bu yana kullanılmadıklarından dolayı da hükümsüzlük sebebinin de oluştuğunu ileri sürerek kullanmama nedeniyle davalı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinlerine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, 1.500 TL maddi, 500 TL'de manevi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hükümsüzlüğe ilişkin taleplerinin hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin dava konusu markalarını tescile uygun kullanmakta olduğunu, tarafların markalarının ayniyet ve benzerlikte göstermediklerini, zira; müvekkili davalının markalarının ... ... ve ... ... + ŞEKİL ibarelerinden, davacının markalarının ise ... kelimesinden ibaret olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu edilen markalarının tescil edildikleri şekilde 556 sayılı KHK'nın 14. maddesine uygun olarak kullandığı, bu nedenle hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı, kullanma şeklinin ise markaların tescildeki ayırt edicilik kriterlerini değiştirmediği, tescil şekline uygun kullanılmaları nedeniyle de davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve ... 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 11/11/2010 tarih 182/279 sayılı kararındaki uyuşmazlığın 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 53. maddelerine dayalı ... ... karar iptaline ilişkin bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 4,50 TL harcın temyiz edene iadesine, 28.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.