MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23.10.2012 tarih ve 2012/280-2012/257 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29.04.2014 günü hazır bulunan davacı asil ..., davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı... ’ın davalı Iyaş ... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin hissedarı olan dava dışı ... A.Ş'nin şirket hisselerini satın aldığını ve karşılığında bir kısım senetler düzenleyerek verdiğini, müvekkilinin de senetleri kefil olarak imzaladığını, davalı ... ... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin ... ilinde bulunan ve üzerinde ... firması lehine tesis olunmuş birinci derecedeki ipoteğin ... firmasından fekkinin yapılarak müvekkili adına tesis edileceğinin kararlaştırıldığını, 50.000,00 TL bedelli 16 adet senedi kefil sıfatıyla imzaladığını, toplam 250.000 TL ödeme yapıldığı halde davalının ... şirketi lehine tesis etmiş olduğu ipoteğin fekkini sağlayarak müvekkili ... lehine tapuda ipotek tesis etmediğini ileri sürerek ödeme yapılan senetler yönünden 250.000 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren faiziyle tahsilini, ödenmeyen 11 adet bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, protokolün davaya konu edilen senetlerin geçerliliğini etkileyecek bir şartı ihtiva etmediğini savunarak, menfi tespit ve istirdat davasının reddi ile % 40 tazminat istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu, davacının bonolara aval vermenin başlangıçta ipotek verme koşuluna bağlandığını geçerli delillerle kanıtlayamadığı, protokolde ipoteğin verilmemesi halinde yapılan ödemelerin geri alınacağı ve henüz ödenmeyen bonolardaki avalin de sona ereceği yolunda bir hükme yer verilmediği, protokolde ipoteğin neyin teminatı olarak verileceği hususunda bir açıklık olmamakla birlikte burada tarafların amacının davacıya teminat sağlamak olduğunun kabulü gerektiği, davalının bu edimini yerine getirmemesinin müeyyidesinin de aval veren olarak ödemeleri yapan davacının bu ödemeleri asıl bono borçlusundan temin edememesi halinde uğranılacak zararın giderilmesinde nazara alınması gereken bir husus olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenlerle davacının davası haklı ve yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve 550.000 TL üzerinden hesaplanacak % 40 icra inkar tazminatının davacıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 02.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.