MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.03.2011 gün ve 2009/15-2011/166 sayılı kararı onayan Daire’nin 16.11.2012 gün ve 2011/1106-2012/18386 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin, ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu dava dışı şirketin ...’da üstlendiği işler nedeniyle davalıdan aldığı üç teminat mektubunun, kredi taahhütnamesi gereği müşterek borçlusu ve müteselsil kefili olduğunu, petrol krizi nedeniyle ... Devleti’nin yüklenici hak edişlerini ödeyemez hale gelmesi üzerine, Türkiye ile yapılan anlaşma sonucu, kusursuz şekilde işi bırakan yüklenicilerin vermiş olduğu teminat mektuplarından Türk Bankalarının sorumlu olmayacağı, ödeme taleplerinin dikkate alınmayacağının kararlaştırıldığını, buna rağmen davalının, işlevi kalmayan teminat mektupları dolayısıyla devre komisyonları tahakkuk ettirmeye devam ettiğini, yaptığı bir takım takiplerin itirazla durduğunu, açtığı itirazın iptali davalarının reddedildiğini, 1994 yılından sonra devre komisyonu faizi talep etmesinin mümkün olmadığını, ancak davalının lehine kesinleşen icra dosyası ile yaptığı baskı sonucu kefil durumundaki müvekkilinden haksız yere tahsilat yaptığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, bankaya yatırılan 3.235.086.999 TL ve icra dosyasına yatırılan 3.696.000.000 TL ile 21.578.365.221 TL işlemiş faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, teminat mektuplarının halen meri olduklarını, çeşitli devrelere ilişkin komisyon alacaklarının tahsili için icra takipleri başlattıklarını, 30.06.1993-31.12.1993 dönemine ilişkin olan alacağın imzası olmayan bir kefil dışındaki diğer sorumlular bakımından kesinleştiğini, istemin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından yapılan harici ödemenin bankanın riski nedeniyle tahakkuk ettirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 15.09.2008 günlü ilamı ile bozulmuş, mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak alınan ek bilirkişi raporuna göre, 29.03.2000 tarihinde yapılan 3.696.000.000 TL'lik ödeme dışındaki diğer iki ödemenin, davalı banka tarafından hangi dönem komisyonlarına mahsuben tahsil edildiklerini gösterir bir kayda rastlanılmadığı, ancak ödeme tarihinin 30.06.1993-31.12.1993 komisyon döneminden sonra olması, anılan mahkeme kararına göre başka bir komisyon sorumluluğunun bulunmaması ve ödemenin açıkça hangi komisyonlara mahsup edildiğinin davalı bankaca belgelenememesi nedeniyle, dava dışı ... tarafından yapılan 4.000.000.000 TL'lik ödemenin, kesinleşen hüküm gereği yapılan bir ödeme olarak kabul edilmesinin zorunlu olduğu, buna göre icra dosyasına toplam 1.132.625.708 TL'nin fazladan yatırıldığı ve borç fazlasıyla ödenmiş olduğundan, davacının davalı bankaya yaptığı ödemeleri faizleriyle birlikte talep edebileceği, bozma ilamı doğrultusunda davacı yararına doğan usuli kazanılmış hak dikkate alınarak, davalı bankanın sair itiraz ve def’ilerine hukuki sonuç bağlanmasının da mümkün olmaması karşısında, davacının dava tarihi itibarıyla 6.021.09 TL asıl alacak ve 21.995.75 TL faiz olmak üzere toplam 28.016.84 TL alacaklı olduğu, ancak taleple bağlı kalınarak 21.578,37 TL faiz talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.021,09 TL asıl alacak ve 21.578,37 TL işlemiş faizin davalıdan tahsiline, asıl alacak yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş,bu kez taraf vekilleri tarafından kararın temyizi üzerine karar Dairemizin 16.11.2012 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.