MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 43. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/.../2012 tarih ve 2012/579-2012/596 D.İş. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, borçluların müvekkili banka ile Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi ve dört adet Ticari Taşıt Kredisi ve Rehin Sözleşmesi’ni müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, borçluya çekilen ihtarnamelerle borçlunun hesaplarının kat edildiğini, verilen süre içinde asıl borçlu tarafından borç ödenmediğinden bahisle borçlular hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, TBK 586/.... maddesi gereği alacak teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvence altına alınmışsa rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağı gerekçesiyle ihtiyati haczin bu aşamada koşulları oluşmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen isteyen vekili temyiz etmiştir.
6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 1. maddesi uyarınca, Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Anılan kanun hükmü ve Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre, taraflar arasında Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğünden önce akdedilmiş sözleşmeler söz konusu olmakla, sonuçlarına da sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanun’un uygulanması gerekir. Bu husus nazara alınmaksızın yazılı gerekçe ile müteselsil kefiller ile ilgili ihtiyati haciz talebinin reddi kararı verilmesi doğru görülmemiş olup, kararın alacaklı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçeye göre, alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy