MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.05.2012 tarih ve 2008/639-2012/240 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, 01/11/2004 tarihinde şirket ortaklığından ayrıldığını, davacı şirket ve davalı eski ortak arasında akdedilen yazılı anlaşma gereği şirket ortaklarının 01/11/2004 tarihinde kadar açılmış olan her türlü ceza ve tazminat davalarından hisseleri oranında sorumlu olacaklarının kararlaştırıldığını, ... İş Mahkemesi’nin 2005/499 esas sayılı dosyasından kaynaklanan 32.281,40 TL borcun müvekkili şirket tarafından ödenmek zorunda kalındığını, yapılan bu ödemenin yarı hissesinin davalı tarafça ödenmesi gerektiğinden davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının kötüniyetli olarak icra takibine itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile davalının % 40 tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında yapılan sözleşmenin koşullarına uyulmadığından sözleşmenin geçerli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, para borçlarında genel yetkili icra dairesinin borçlunun yerleşim yeri icra dairesi olduğu, sözleşmeden kaynaklanan para alacaklarına ilişkin icra takiplerinin, BK'nın hükümlerine göre alacaklının ikametgahı icra dairesinde yapılabilir ise de, davacının adresinin ...'de olmayıp ...'da olduğunun anlaşıldığı, bu durumda ... İcra Dairesi'nin davacının ikametgahının bulunduğu icra dairesi olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, davalının ikametgahının İskenderun'da olduğu tartışmasız olduğundan, icra takibinin de genel yetkili icra dairesi olan ... İcra Dairesi'nde yapılması gerektiği, davacı ile davalı arasındaki şirket ortaklığı ilişkisinin sözleşme ile son bulduğu hususu da taraflar arasında tartışmasız olduğundan HMK'nın 14. maddesinin uygulanmasının da mümkün bulunmadığı, davalının icra takibindeki yetki itirazında haklı olduğu, davalının ikametgahının ...'da olduğu, İcra takibinin yetkisiz icra dairesi olan ... 3. İcra Dairesi'nde yapıldığı, dolayısıyla davacının yetki itirazının iptaline yönelik davasında haksız olduğu, yetki itirazının iptaline yönelik davanın reddinin gerektiği, icra dairesinin yetkisine itirazın iptali için açılan davalarda öncelikle bu itirazın değerlendirilmesi gerektiğinden, sair itirazların değerlendirilmesi, yetkili icra dairesinde takip yapılarak oradaki takibe yönelik beyanda bulunulmasından sonra sözkonusu olabileceğinden, takibe ve borca yönelik sair itirazların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmediği gerekçesiyle, borçlunun yetki itirazının iptaline dair açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy