MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.11.2012 tarih ve 2012/159-2012/608 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ile fer’i müdahil TMSF vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 17.220 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun'la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın Ankara şubesinde hesap açmaya giden müvekkilince, davalı banka çalışanlarının yanlış yönlendirmeleriyle 29.11.1999 tarihinde parasının kağıt üzerinde off-shore bankasına gönderildiğini, bu durumdan davalı bankaya TMSF tarafından el konulması üzerine müvekkilince haberdar olunduğunu, yatırılan paranın off shore hesabında bulunması nedeniyle garanti kapsamında olmadığından müvekkiline ödeme yapılmadığını, davalı banka yöneticilerinin İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan dolayı yargılanıp ceza aldıklarını, Yargıtay denetiminden geçen bu kararın kesinleştiğini, müvekkilince Kıbrıs’ta Yurt Security Off Shore Bankası aleyhine açılan davanın kabul edildiğini ancak anılan banka hakkında yapılan icra takibinin sonuçsuz kalarak banka hakkında aciz vesikası verildiğini ileri sürerek 3.000,00 TL alacağın 29.11.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar % 97 faizi ile, bu tarihten sonra değişen oranlar kısa vadeli kredilere uygulanan avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetkili mahkemenin İstanbul (Şişli) Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, haksız fiil zamanaşımının dolduğunu, müvekkili bankanın TMSF’ye devredildiğini, müvekkilince sadece havale talimatının yerine getirildiğini, davacı tarafından açılan ve reddedilen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2000/994 Esas sayılı davasının kesin hüküm oluşturduğunu, davacı tarafın müvekkili banka nezdinde bir mevduatının bulunmadığını, davacının da kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş.’nin yöneticisi olan Ali Balkaner ve diğerleri hakkında, “off shore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 22.12.2009 gün ve 2352-13144 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, davacı tarafça yatırılan paranın aynı banka şubesinde bulunan off shore hesabına aktarılarak bu hesaptan yurtdışındaki bankaya gönderim yapıldığı yolunda davalı tarafça bir delilin sunulamadığı, bu nedenle off shore hesapta bulunan paranın amaç dışı kullanıldığı, davalı bankanın külli halefiyet sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.000,00 TL alacağın 29.11.1999-22.12.1999 tarihleri arasında işleyecek yıllık %97, bu tarihten itibaren ise değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile fer’i müdahil TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının zararının Off Shore Bankası aleyhine girişilen yasal işlemlerin yapılmasından sonra doğacak olmasına göre davalı vekili ile fer’i müdahil TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, mahkemece fer’i müdahil TMSF'ye devredilen davalı bankanın harçtan muaf olduğu unutularak hükmün ikinci fıkrasında harcın davalı ...'tan tahsiline karar verilmesi ve dört numaralı bentte peşin harcın yargılama giderine dahil edilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekili ile fer’i müdahil TMSF vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm bölümünün ikinci fıkrasının hükümden çıkartılarak yerine “peşin alınan 44,55 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine” cümlesinin eklenmesine, ayrıca hüküm bölümünün dördüncü fıkrasının hükümden çıkartılarak yerine “406.00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiline” cümlesinin eklenmesine, hükmün belirtilen şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy