MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ..... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/12/2012 tarih ve 2010/261-2012/480 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/06/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Ürdün’deki müşterisine gönderdiği malların taşınması işinin davalı tarafından üstlenildiğini, davalı şirketin CMR taşıma belgelerinde belirtilen teslim şartlarına uymaması nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 USD’nin fiili ödeme günündeki TL karşılığının faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 16.07.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 164.825 USD karşılığı 253.294,00 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının taşıma esnasında gerekli özeni göstermediği, davalının CMR Konvansiyonu hükümleri ile bağlı olup kusursuz sorumluluğu bulunmasına rağmen davacı tarafı ıslah edilen bedel kadar zarara uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 15.514 TL'ye dava tarihi olan 31/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %5 faiz ile 237.780 TL'ye ise ıslah tarihi olan 16/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek %5 yıllık faiz ile birlikte toplam 253.294 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma sözleşmesinin ihlali nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme kararı davacı vekili Av. ... tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiş ise de aynı vekil verdiği 20.02.2013 havale tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden feragat etmiş ve vaki feragati uyarınca işlem yapılmasını istemiştir. Dosyada mevcut vekaletname incelendiğinde vekile feragat yetkisinin tanınmış olduğu görülmüştür. Feragat, HUMK’nın 91. ve HMK’nın 307. maddesi uyarınca istemde bulunanın talep sonucundan vazgeçmesidir. Davacı vekilinin 20.02.2013 tarihli dilekçesi temyiz talebinden vazgeçme mahiyetinde ve dosyada mevcut vekaletname gözetildiğinde HMK’nın 74. maddesi uyarınca sonuç doğurucu niteliktedir. Bu itibarla, davacı vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Mahkeme ilamı, hükmü temyiz eden davalı vekili Av. ...’a 18.01.2013 günü tebliğ edilmiş, davacı tarafın temyiz dilekçesi ise davalı vekiline 31.01.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup hüküm anılan davalı vekili tarafından HUMK'nın 432’nci maddesinde öngörülen yasal temyiz süresi geçirildikten ve katılma yoluyla temyiz süresi de geçirildikten sonra 15.02.2013 tarihinde temyiz edilmiştir. 01.03.1990 gün ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında yerel mahkeme bir karar verilebileceği gibi, Yargıtay'ca da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden HUMK’nın 432/4'üncü maddesi uyarınca davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle REDDİNE, (2) nolu bette açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 3.736,25 TL harcın temyiz eden davalıya iadesine, 06/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy