MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/12/2012 tarih ve 2012/100-2012/352 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/06/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve davalılardan ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ile dava dışı ... Sigorta A.Ş. arasında düzenlenen acentelik borcu ödeme protokolünü müvekkilinin kefil sıfatıyla imzaladığını, ... Sigorta A.Ş’nin alacağını tahsil için icra takipleri başlattığını, daha sonra da alacağını ... isimli kişiye temlik ettiğini, temlik alacaklısı ...’nın ipotekli takip dosyasında iki adet taşınmaz bulunmasına rağmen müvekkilinin eşi adına kayıtlı taşınmazın satışını talep ettiğini, diğer taşınmaz hakkında herhangi bir işlem yapmadığını, bu kişinin davalılar ile birlikte hareket ettiğini, müvekkilinin, eşinin evini icra satışından kurtarmak için icra dosyasına 300.000 TL ödediğini, BK'nın 496. maddesine göre kefilin ödediği şey nispetinde alacaklının haklarına halef olduğunu, kefil olan müvekkilinin de davalı asıl borçlu şirket için verilen ipoteğin kanuni halefi haline geldiğini, bu hakkına dayalı olarak başlattığı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe davalılar tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, davalıların itirazlarının iptaline ve icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip dosyasında kefil sıfatıyla borcu ödemesinin gerekmediğini, dolayısıyla bu dosyada yaptığı ödemeye dayalı olarak müvekkili aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçemeyeceğini, kaldı ki davacının kefil olduğu protokolün de geçersiz hale geldiğini savunarak, davanın reddini ve davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, ipotek sözleşmesinin tarafı olmayan davacının bu yolla takip yapamayacağını, davacının kefil sıfatıyla söz konusu ödemeyi yapmasının gerekmediğini savunarak, davanın reddini ve davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ile dava dışı ... Sigorta AŞ arasında acentelik sözleşmesi imzalandığı, diğer davalı ...'nin ve yine dava dışı olan davacının eşi Gülnur Ayaz’ın, taşınmazları üzerine bu sözleşmenin teminatı olarak ... Sigorta A.Ş. lehine ipotek koydurdukları, daha sonra davalı şirket ile ... Sigorta A.Ş. arasında acentelik borcu ödeme protokolü imzalandığı, davacının bu protokolü kefil sıfatıyla imzaladığı, protokol gereğince ... Sigorta A.Ş'ye toplam 365.839,26 TL bedelli bonolar verildiği, bu bonoların vadelerinde ödenmemeleri halinde protokolün geçersiz olacağının ve tüm borçların muaccel hale geleceğinin kararlaştırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine ... Sigorta A.Ş. tarafından kambiyo senetlerine mahsus takip ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, davacının eşi aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasına 300.000 TL’lik ödeme yaptığı, icra müdürlüğünce bu ödeme karşılığında davacıya “Rücu Belgesi” başlıklı bir belge verildiği, yapılan bu ödemenin, ödeme protokolündeki müteselsil kefil sıfatıyla yapıldığı, davacının ipotek senedinde malik veya diğer bir ayni hak sahibi sıfatının bulunmadığı, ipotek alacaklısı tarafından yapılan ödeme nedeniyle davacıya bir temlikname verilmediği, icra müdürlüğünce verilen belgenin de hukuki bir değer ihtiva etmediği, bu durumda davacının ödeme protokolüne müteselsil kefil olmasının ipotek sözleşmesiyle herhangi bir bağlantısının olmadığı gibi kefil olarak ipotek borcunu ödemesinin de gerekmediği, mülga 818 sayılı BK'nın 109/1. maddesinde, başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi, rehinden kurtaran kişinin bu şey üzerinde mülkiyet hakkı veya sair diğer bir ayni hakkı bulunduğu takdirde alacaklının haklarına kanunen halef olacağı belirtildiği, somut olayda davacının ipotekli taşınmazda ayni bir hakkı bulunmadığından bu hükümden yaralanamayacağı, davacının kötüniyetli takip yaptığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın ve davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ...'ye verilmesine, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 09/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy