MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.11.2012 tarih ve 201/132-2012/490 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete karşı Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı dava neticesinde, 34.512,20 Euro anaparanın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ileri sürerek, Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.04.2007 tarih 8 O 64/06 nolu kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkemenin, kendilerine ulaşmayan adi posta yoluyla gönderdiği tebligatı esas alarak kararı kesinleştirmesinin savunma haklarının ihlali olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bir yabancı mahkeme kararının Türkiye Cumhuriyeti ve Almanya'nın tarafı olduğu, Lahey Sözleşmesine göre usulüne uygun bir şekilde taraflara tebliğinin ve davalının savunma haklarının kısıtlanmamış olması gerektiği, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
Dairemizce tenfiz davalarının nitelikleri itibariyle eda davası değil, tespit davası mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekir ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın (HÜKÜM) bölümünde yer alan 4. bentte yer alan “...6.905 TL nisbi vekalet ücretinin...” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “...1.200 TL maktu vekalet ücretinin...” ibaresinin konulmasına ve hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy