MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.12.2012 tarih ve 2011/645-2012/723 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... ve dava dışı ... ile birlikte Delta İnşaat Tic. Ltd. Şti'nin 1/3'er hisse ile ortakları olduğunu, davalının ortaklığının bulunduğu dönemlere ilişkin SGK tarafında şirkete taahhuk ettirilen prim borçlarının toplamı olan 44.397,60 TL'nin tek başına müvekkili tarafından karşılandığını, bu nedenle davalıya payı oranında düşen 14.799,20 TL'nin davalı tarafından ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek takibe yapılan itirazın iptaline asıl alacağın % 40'ından aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin şirkette ortaklığının bulunmadığını, davacının hem ortak hemde müdür olduğunu, 21.12.2004 tarihli hisse devri nericesinde davacının hisseleri aktifi ve pasifi ile birlikte devraldığını beyan ettiğini, SGK ödemesinin hangi dönemden kaynaklandığının belli olmadığını, borcun şirket borcu olması nedeniyle şirket tarafından ödenmesi gerektiğini, AATUHK'na göre öncelikle şirket aleyhine takip yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Delta Tic. Ltd. Şti. ünvanlı işyerinin 27.6.2007 tarihinden itibaren 5510 sayılı Yasa kapsamına alındığına dair SGK'nın 24.08.2012 tarihli yazısı ve prim borçlarının 2007 tarihinden sonraki döneme ait olduğunu gösterir belgeler ile işyeri sicil bilgilerine ait ve işçi, işe girişlerinin 2006 yılından sonraki tarihlere ilişkin bulunduğunu belirtir çizelgeler değerlendirildiğinde dava konusu borçların, 2007 yılından sonraki döneme ait olduğu, buna karşılık dava dilekçesine göre, davalının 04.10.2000 tarihinde Ticaret Sicili Gazetesine göre ise 28.09.2000 tarihinde şirketten son kez ayrıldığı, bu durumda davalının, ortaklığının sona ermesinden sonraki dönemlere ait borçlardan sorumlu tutulamayacağı gibi, limited şirketin;
ortaklık borçlarından sadece şirket ortaklığının mal varlığı ile sınırlı olarak sorumlu bulunduğu ve ortakların sorumluluklarının sadece ortaklığa karşı ve esas sermaye payı ile sınırlı tutulduğu ve şahıs ortaklığının değil, sermeya ortaklığının esas alındığı niteliği itibariyle; şirket borcundan dolayı ortağın sorumlu tutulamayacağı, ayrıca TTK'nın 532/3. maddesinde belirtilen açığı kapama yükümünün, TTK'nın 529, 530 ve 531. maddelerindeki selef sıfatı ile sorumluluk ve kamu borçlarından sorumluluk hususlarının ise, somut olayda gerçekleşmediği, 4369 sayılı Yasa ile değişik, 6183 sayılı Yasanın 35. maddesinde öngörülen; kamu borcunun limited şirketten tamamen tahsil imkanı kalmaması şartının oluşmadığı gibi şirket aleyhine bu borçlardan dolayı da herhangi bir icrai takibin yapılmadığı ve şirketin dava konusu borcu ödeyemez hale düşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar şirketle birlikte ortakların SGK prim borçlarından müteselsil sorumlu olduğundan mahkemenin bu yöndeki gerekçesi yerinde değil ise de dava konusu edilen borcun davalının şirketten ayrıldığı dönemden sonrasına ilişkin bulunmasına göre yerinde görülen bu gerekçe ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy