MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Tuzluca Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.09.2012 tarih ve 2011/44-2012/92 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Groupama Sigorta A.Ş. ve Tarsim nezdinde sigortalı müvekkiline ait Tuzluca İlçesi'sindeki taşınmazlarda bulunan tüm ağaçların 13.04.2010 tarihinde meydana gelen don olayı sebebi ile zarara uğradığını, sigortalı meyve ağaçlarını incelemeye gelen TARSİM bünyesinde hizmet veren yetkililerin ağaçları meyve döneminde zarara uğramadıkları, zararın çiçeklenme döneminde gerçekleştiğine dair tutanak tuttuklarını, yapılan incelemenin hatalı olmasından dolayı Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak delil tespitinin yaptırıldığını, mahkemece görevlendirilen bilirkişilerin raporlarında zararın çiçeklenme döneminde değil meyve bağlama dönemlerinde gerçekleştiğinin net bir şekilde ortaya konulduğunu ileri sürerek, 8.000 TL’nin zarar tarihi olan 13.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, 06.03.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 14.400 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı TARSİM vekili, 13.04.2010 tarihinde don hadisesi yaşanmadığının meteorolojik veriler ile sabit olduğu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili, müvekkili açısından davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, meyve dökülmelerinin 14.04.2010 tarihindeki don olayına bağlı olarak gerçekleştiği, sigortalanan parsellerdeki ürün eksilmesinin dondan dolayı olan zarar olduğu ve sigorta kapsamına girdiği, davacı vekili her ne kadar olay tarihini 13.04.2010 olarak belirterek davasını açmış ise de, 06.03.2012 tarihli ıslah dilekçesinde olay tarihini 14.04.2010 olarak düzelttiği ve bu hususun olgusal bir durum olduğu, davacının zararının 14.763,76 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle 06.03.2012 tarihinde ıslah edilen davanın ıslah edildiği değer olan 14.400 TL üzerinden davanın kabulü ile olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Tarsim A.Ş. vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, mahkemece, faiz başlangıcı olarak hasar tarihi kabul edilmiş ise de, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesine uygulanması zorunlu olan Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları’nın tazminatın ödenmesi başlığı altında yer alan B.7. Maddesinde, kesinleşmiş hasar miktarının en geç 30 gün içinde sigortalıya ödeneceği ve tazminatın her halükarda hasat tarihinden önce ödenmeyeceği düzenlenmiş olup, temerrüt tarihinin buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı Tarsim A.Ş. yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalılar vekilinin Groupama Sigorta A.Ş. yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı vekili, vekaletnamesindeki feragat yetkisine dayanarak 10.03.2011 havale tarihli dilekçesi ve aynı tarihli duruşmada imzasıyla tevsik ettiği beyanları ile davalı ...Ş'ye karşı talebinden feragat etmiştir. Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup davadan feragat karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Bu durumda mahkemece, davalı ...Ş yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde anılan davalının diğer davalı Tarsim A.Ş ile birlikte hasardan müteselsilen sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın Groupama Sigorta A.Ş yönünden bozulması gerekmiştir.
Kaldı ki, 21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların tazmin edilmesi amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiştir. Hangi risklerin teminat altına alınacağı anılan Kanun'un 12. maddesinde açıklanmıştır. Tarım sigortaları, Devlet desteğini zorunlu kılan çok yüksek riskli sigortalar olduğundan, ülkemiz koşulları itibariyle serbest piyasa şartlarında yapılmaları şu an itibariyle mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle tarım sigortalarının yapılabilmesi için kanun koyucu özel bir yapıya ihtiyaç duymuş, ‘Tarım Sigortaları Havuzu’ kurumunu oluşturmuştur. Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun'un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, görevleri ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir. Kanun'un tamamı değerlendirildiğinde tarım sigortaları ile ilgili sistem, normal sigortalardan oldukça farklılıklar arz etmektedir. Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenlerden tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır. Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı primler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘kamu alacağı’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır. Tarım sigortaları düzenlemesinin asıl amacı, üreticilerin zararlarını karşılamak, uzun vadeli gelir istikrarına kavuşmalarını temin etmek, ekonomik ve sosyal bakımından toplumsal katkılar sağlamaktır. Bu yönüyle kamu düzenini ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
Tarım sigortalarının işleyişinde temel unsur Tarım Sigortaları Havuzudur. 5363 sayılı Kanunu’nun 9. maddesinde bu Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemlerin, Havuza katılan ... şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsünde kurulacak şirket tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı hükümde tazminat ödemeleri dahil olmak üzere şirketin görevleri sayılmıştır. Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigorta sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Bu Kanun çerçevesinde Havuzu işletmek üzere Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. (TARSİM) kurulmuştur. Somut olayda davacı bu havuzun ortağı olduğu anlaşılan davalı ...Ş. ile kayısı mahsulünü kapsayan “Groupama Sigorta Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesi” düzenlemiştir. Anılan sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödeme yükümlülüğü, TARSİM A.Ş.’ye aittir. Bu itibarla TARSİM adına poliçe tanzim eden davalı ... şirketine husumet yöneltilemeyeceği gözetilmeksizin işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Tarsim A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Tarsim A.Ş. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı Tarsim A.Ş. yararına bozulmasına, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ...Ş. yararına BOZULMASINA,18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy