MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.09.2011 gün ve 2010/250-2011/247 sayılı kararı bozan Daire’nin 12.02.2013 gün ve 2012/1570-2013/2325 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ... markası adı altında yazıcı ürettip sattığını, davalının adına ... nezdinde ... ibareli markayı tescil ettirdiğini, ancak müvekkilinin markayı 2004 yılından beri fiilen kullanarak tanınmış hale getirdiğini, müvekkili ile davalı arasında distribütörlük anlaşması yapıldığını ve davalının müvekkili şirkete ait ... markalı ürünleri Türkiye'de satmaya başladığını, ancak davalının markayı adına tescil ettirmek için izin almadığını, marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek, davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet işlediğinin tespitini, markanın tanınmış marka olduğunu, davalı adına tescilli 2005/51315 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, dava konusu markanın davacı adına tescilli olmadığını, bu marka ile Türkiye'de üretim ve pazarlama yapmadığını, Türkiye'de bu markayı kullanan ve tanıtanın adına da tescil ettirenin davalı müvekkili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, markanın daha önce tanınmış olması, gerçek hak sahibinin belirlenmesi, taraflar arasında gerçekten ticari ilişki olup olmadığının tespiti ile sair durumların belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılabilmesi için verilen kesin süreye rağmen bilirkişi incelemesine ilişkin ara kararın yerine getirilmediği, dosyanın mevcut durumuna göre de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 12.02.2013 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile davacının davalı adına tescilli ... markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini yönündeki davayı tanınmışlık iddiası dışında söz konusu markanın gerçek hak sahibinin davacı şirket olduğu, anılan ibarenin aynı zamanda ticaret unvanı olarak kullanıldığı, davalı ile aralarında ticari ilişki bulunup, davalının davacı şirketin Türkiye'deki ticari vekili/temsilcisi olduğu, anılan markayı kötü niyetli olarak kendi adına tescil ettirdiği yönündeki iddialara da dayandırarak açmış olmasına göre, tanınmışlık iddiası dışındaki diğer iddiaların yerinde olup olmadığının tespiti için dosyadaki delillerin incelenerek değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sadece bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin ara karar gereğinin yerine getirilmediğinden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi yerinde olmayıp, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy