MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.10.2012 tarih ve 2011/186-2012/224 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı ... şirketine sigortalı bulunan inşaat kablolarının 15.02.2010 tarihinde Ege Serbest Bölgesi'nde çalındığını, müvekkilinin olayı davalı ... şirketine ihbar ettiğini, davalının gerekli güvenlik önlemleri alınmaması gerekçesi ile zararı tazmini kabul etmediğini, oysa hırsızlığın serbest bölgede gerçekleştiğini, serbest bölgenin yetkili olmayan kimselerin giremeyeceği şekilde güvenlik alanı içerisinde olan, özel güvenlikçileri bulunan ve ayrıca polis tarafından da korunan bir alan olduğunu, tüm bunların yanında müvekkilinin güvenlik elemanın da bulunduğunu, bu itibarla hırsızlığın güvenlik önlemlerinin fazlasıyla yeterli olduğu bir mahalde gerçekleştiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 19.027,40 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirkete sigortalı bulunan kabloların üretim binasında alçak gerilim odasının ön kısmında açık alanda muhafaza edildiğini, bekçinin olayı çalınma sonrası farkettiğini, depolamanın yapılmadığını, kabloların kapalı ve kilitli yerde muhafaza edilmediğini, inşaat sahasına ait özel bir koruma sisteminin bulunmadığının tespit edildiğini, hasarın ödenebilmesi için poliçede belirtilen ön şartın yerine getirilmediğini, bu nedenle poliçe kapsamı dışında kalan hasar talebinin reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı sigortalının poliçe şartlarını kabul ederek kabloları teslim aldığı, taraflar arasında riziko tarihine kadar sigorta sözleşmesinin genel, özel şartlarında ve klozlarla ilgili herhangi bir anlaşmazlık çıkarılmadığı, aynı zamanda şirket ve tacir olan davacının basiretli bir tacir gibi sigorta himayesini satın alırken gereli dikkat ve özeni göstermesi ve rizikoları her yönü ile düşünmesi gerektiği bu yöndeki sorumluluğun kendisinde olduğu, somut olayda kabloların açık şantiye alanından tel kesilmek suretiyle alınması olayında gerek kanun hükümleri, gerek sigorta sözleşmesi genel ve özel şartları ile Yargıtay uygulamalarına göre gerçekleşen zararın sigorta teminatı kapsamı dışında bulunduğu, ayrıca davacının daha geniş bir sigorta himayesi konusunda davalı ile anlaşma yaptığına ilişkin bir sözleşme ibraz etmediği gibi bu konuda ek prim yatırdığına ilişkin bir delil de sunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı,davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.