MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.12.2012 tarih ve 2010/705-2012/308 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait bankamatik kartının, evinden çalındığını ve hesabından toplamda 9000 TL çekildiğini, durumu farkedince derhal davalı Bankaya bildirimde bulunduğu ve rızası dışında hesabından çekilen tutarın talep edildiğini, ancak davalı Bankanın müvekkilinin kusurlu bulunduğu gerekçesiyle, ödeme yapmadığını, oysa müvekkilinin bir kusuru olmadığı, bankamatik kartının ve şifresinin kopyalanmış olduğunu, davalının gerekli güvenlik önlemlerini almadığını, dava konusu işlemleri SMS ile müvekkiline bildirmediğini, aralarındaki güven ilişkisine aykırı davrandığını ileri sürerek 9000 TL'nin avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu para çekme işlemlerinin davacıya ait kart şifresi kullanılarak yapıldığını, taraflar arasındaki bankacılık hizmetleri sözleşmesi gereğince kart şifresini koruma yükümlülüğünün davacıya ait olduğunu, davacının buna aykırı hareketi nedeniyle, dava konusu işlemlerden kendisinin sorumlu olduğunu, kartın çalındığını davacının geç bildirdiğini, müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait bankamatik kartının rızası dışında elinden çıktığı, dava konusu para çekme işlemlerinin şifre girilerek yapıldığı, taraflar arasındaki bankacılık hizmet sözleşmesine göre, davacının kart şifresini korumakla yükümlü olduğu, ancak davacının kart şifresini koruyamadığı, davacının bankamatik kartının çalındığını 5 günlük bir gecikme ile bildirdiği, ayrıca davacının para cüzdanı ile birlikte çaldırdığını iddia ettiğinden, 5 gün sonra çalındığının fark edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenlerle davacının kusurlu bulunduğunu, davalıya atfedilebilecek bir kusur olmadığı, ATM işlemlerinde Türk Bankacılık Sistemine göre mesaj gönderme işleminin ihtiyari olduğu davacının davalı Bankadan mesaj hizmet talebi de olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy