MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/01/2013 tarih ve 2012/296-2013/45 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 07.04.2010 tarih 22 O 479/09 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenilen kararın posta yoluyla tebliğ edildiği, Lahey Sözleşmesi hükümlerine uygun biçimde tebliğ edilmemiş olan söz konusu kararın kesinleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece tenfizi istenilen kararın davalıya Lahey Sözleşmesi uyarınca tebliğ edilmediği, dolayısıyla ortada kesinleşmiş bir kararın bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararında, kararın 22.04.2010 tarihinde davalıya tebliğ edildiği yazılı olup kararın ne şekilde tebliğ edildiğine ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Davacı taraf, kararın davalının yurt dışında bulunan avukatına tebliğ edildiğini ileri sürerek buna ilişkin tebliğ evrakı suretini dosyaya sunmuş ise de söz konusu evraktan, tebliğ edilenin tenfizi istenilen karar olup olmadığı anlaşılamadığı gibi tebliğ tarihi de karar üzerinde yazılı olan tarih değildir. Bu durumda, mahkemece gerekirse tenfizi istenilen karara ilişkin dosyanın tamamının tasdikli suretinin yurt dışından getirtilmesi ya da istinabe suretiyle avukat ... 'ın söz konusu dosyada davalı vekili olup olmadığının ve davacı tarafça sureti sunulan tebliğ evrakının tenfizi istenilen karara ilişkin bulunup bulunmadığının tespiti ve sonucuna göre yabancı ilamın usulünce kesinleşip kesinleşmediğinin kesin olarak belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy