MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2012 tarih ve 2012/42-2012/266 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketçe 20.12.2008 tarihinde, 2008/71947 başvuru numarasıyla, 41. sınıfta “GED GLOBAL ENERJİ DERNEĞİ” ibareli markanın tescili için yapılan başvuruya müvekkilince 19.09.2007 tarihinde, 2006/47130 sayı ile 41. ve 16. sınıflarda tescilli “GLOBAL ENERJİ” ibareli tanınmış markasıyla iltibas oluşturacağı gerekçesiyle yapılan itirazın davalı TPE Başkanlığınca reddedildiğini, davalının kötüniyetli olduğunu ve müvekkilinin tanınmışlığından haksız olarak istifade edilmek istenildiğini ileri sürerek, TPE YİDK’nın 26.12.2011 tarih ve 2011-M-5035 sayılı kararının iptali ile marka başvurusunun tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, dava konusu kararın yerinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Şelli Dilek vekili, müvekkiline ait markanın asli unsurunun davacı markasından farklı olduğunu ve tescilden önce de dernek vasıtasıyla yoğun bir şekilde kullanıldığını ancak davacının sessiz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar bilirkişi raporunda dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu açıklanmış ise de, davaya konu hususlar tamamen hukuki nitelemeye ve değerlendirmeye ilişkin olduğundan bilirkişi raporunun dikkate alınmadığı, davacı markası ile başvuru konusu markanın tescil kapsamlarının aynı olduğu; bütüncüllük ilkesi kapsamında ve ortalama tüketici kitlesinin genel izlenimi ve bakış açısına göre karşılaştırıldığında, markalar arasında yüksek düzeyli görsel, sesçil ve kavramsal benzerliğin bulunduğu, ortalama tüketicinin iki marka arasında irtibat kuracağı ve davacı markasının KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırma ihtimaline maruz kalacağı, marka başvurusu tescil talebinin KHK'nın 7/1-f maddesi uyarınca da reddinin gerektiği, davalının başkanı olduğu derneğin ismini, dernek adına değil de kendisi adına marka olarak tescil ettirmesinin, kötüniyet göstergesi olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile TPE YİDK'nın 2011-M-5035 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli 2009/44978 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ile davacı vekili katılma yoluyla temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilleri ile katılma yoluyla davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilleri ile katılma yoluyla davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalılar ve katılma yoluyla davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.