Taraflar arasında görülen davada verilen 20/12/2012 tarih ve 2010/243-2012/517 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili ile davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilini tarafından açılmış akreditifin lehdarı olduğunu, mal teslimine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirdiği ve akreditif koşullarına göre gerekli olan belgeleri teslim ettiği halde, davalı ihbar bankasının müvekkiline 738.000 USD tutarındaki akreditif ödemesini yapmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 USD'nin yabancı mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın davacı tarafından sunulan vesaiklerde rezerv konusu tespit etmesi, davacının rezerv konusunu halledemeyeceğini ve vesaiklerin rezervli olarak amir bankaya gönderilmesini istemesi üzerine, müvekkilinin amir bankanın vesaik bedelini ödemesi halinde davacıya ödeme yapma taahhüdüne girdiğini, amir bankanın da aynı rezerv konusunu bildirdiği, bugüne kadar akreditif bedelinin müvekkiline gönderilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının amir bankaca konulan rezervi bilmesine rağmen davalıdan ödeme yapmasını istediği, bu şartlarda ödeme halinde davalının amir bankaya rücu imkanı kalmayacağından davacının talebinin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiği, satış bedeli talebinin akreditif amiri ithalatçıya karşı açılacak davada görülmesi gerektiği, davalının sözleşmeye ve yasal mevzuata uygun hareket ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy