MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.02.2012 tarih ve 2011/189-2012/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.06.2005 tarihinden 2010 yılı Mart ayına kadar davalı şirkette çalıştığını, 2007 yılında bir yıllığına denetçi olarak seçildiğini, müvekkilinin 2008-2009 yılında davalı şirkette denetçi olarak görev almamasına rağmen 27.07.2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında denetçi sıfatıyla görev yapmış gibi gösterilerek yerine imza atıldığını ve bu şekilde şirketin ibra edildiğini, Sanayi Bakanlığı tarafından görevlendirilmiş olan davalı ... ...'nun da bu durumu görmezden gelip toplantının eksiksiz yapıldığını belirten imzayı atarak görevini ihmal ettiğini, müvekkilinin bu olayı ticaret sicil gazetesinden tesadüf eseri öğrendiğini, müvekkilinin halen dava dışı BBM Dış Ticaret Ltd. Şti.'nde mali müşavir olarak çalıştığını, davalı şirket ile çalıştığı şirketin rakip firmalar olmakla, bu durumun müvekkilini çalıştığı şirkette zor duruma soktuğunu, müvekkilinin ticari çevresinde kötü duyulduğunu ve alay konusu olduğunu, mesleki açıdan da zor durumda kaldığını, davalı ... ...’nun görevlerini açık bir şekilde ihlal edip müvekkilinin elem ve ızdırap çekmesine ticari çevresinde alay konusu olmasına sebep olduğunu, müvekkilinin tüm bu olaylardan derin üzüntü duyduğunu ileri sürerek, 100.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili, davacının kötü niyetli olarak ve planlı bir şekilde maddi menfaat elde etmek amacıyla iş bu davayı açtığını, 2008-2009 yıllarına ilişkin denetçi sıfatı olmadığına dair iddiasının doğru olmadığını, davacının 15.05.2008 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında denetçi olarak atandığını, 2008 yılına ait genel kurulun yapılamamış olması nedeniyle 2008-2009 yıllarına ait genel kurulların birlikte yapıldığını 27.07.2010 tarihinde yapılan 2008-2009 yıllarına ait genel kurulda denetçi olarak atanan davacının imzasının kime ait olduğunun bilinmediğini, davacının toplantının yapılacağı tarihten önce denetçi olarak şirket kayıtlarını bizzat incelediğini ve raporunu hazırladığını, imzası gereken tüm evrakları toplantı günü işinin olabileceği ve gecikebileceği bahanesiyle önceden imzalı bir şekilde şirkete teslim ettiğini, incelemeleri yapan ve çalışmalara bizzat katılan davacının evraklara atmış olduğu imzanın da ona ait olduğu kanısıyla genel kurulun yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının menfaatine zarar gelecek bir durum oluşmadığı ve bunun da aksini ispatlayamadığı, Anayasa’nın 129/5 maddesinde memurlar ve diğer kamu görevlilerin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine dava açabileceği gerekçesiyle, davalı şirket yönünden davanın esastan reddine, davalı Işık ... yönünden ise husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy