MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/03/2011 tarih ve 2010/1030-2011/430 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın kasko poliçesinin yenilenmesi hususunda davalı şirket ile müvekkilinin 29.06.2009 tarihinde telefonda anlaştıklarını, 30.06.2009 tarihinde sabah saatlerinde müvekkilinin akrabası vasıtasıyla 496,85 TL'lik makbuz karşılığında ...'ye prim ödemesi yapıldığını, aynı gün akşam 17:40 sularında maddi hasarlı trafik kazası yapan müvekkilinin zararının poliçenin 30.06.2009 tarih saat 17:50'de düzenlenmiş olduğu gerekçesiyle karşılanmadığını, davalı şirketin poliçeyi zamanında düzenlemeyerek kusuru bulunduğunu ileri sürerek 5.844,94 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın ...'ye yöneltilmesi gerekirken müvekkili acenteye dava açılmasının mümkün olmadığını, poliçenin makbuz niteliğinde olduğunu, poliçedeki saatin aynı zamanda tahsilatı da göstermesi gerektiğini, davacının poliçe talebi ve prim ödemesinin kazadan sonra gerçekleşmesi sebebiyle teminat dahilinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca poliçenin 30.06.2009 tarihinde saat 17:50 de düzenlendiği, kazanın aynı gün saat 17:40 da meydana geldiği, davacı her ne kadar poliçenin düzenlenmesini kazadan önce davalı şirketten istediğini ancak şirket çalışanlarının ihmali üzerine poliçenin sonradan düzenlendiğini iddia etmiş ise de bu konuda yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı, dava dilekçesine ekli olan e-mail ve telefon görüşme kayıtlarının bu konuda delil sayılamayacağı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy