MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/06/2010 gün ve 2008/177-2010/272 sayılı kararı onayan Daire’nin 27/11/2012 gün ve 2010/14993-2012/19263 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ...... Tek.Ltd. Şti,... ... Tek. Ltd. Şti. ve ... ...... Ltd. Şti'nin davalı bankayla imzaladıkları genel kredi sözleşmelerinin bir kısmına kefil olduğunu, bu sözleşmelerle anılan şirketlere verilen teminat mektuplarından kaynaklanan teminat riski 314.250 TL iken, banka tarafından gerekçe gösterilmeksizin davacının mevduat hesaplarında bulunan 700-800 bin YTL civarındaki para ve hazine bonosuna bloke konulduğunu, davalının bu haksız tutumuyla iş adamı olan davacının parasını farklı yatırım araçlarında değerlendiremediğini, ortaklığı bulunan şirketlere para aktaramadığını, maddi zarara ve itibar kaybına uğradığını ileri sürerek, haksız bloke nedeniyle uğranılan zararlar karşılığı 50.000 TL manevi tazminat ile ıslahla 250.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sahte referans mektubuna dayalı olarak davacının hesaplarına bloke konulduğunu, blokenin taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi ve rehin blokaj sözleşmesi uyarınca hukuka uygun olup, yapılan işleme haksız fiili ile davacının sebep olduğunu, kaldı ki sahte referans mektubunun ihaleye sunulması ile asıl itibarı zedelenenin banka olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yanlar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 6. maddesi gereğince riskin gerçekleşip gerçekleşmediğinin bankanın takdirinde olduğu, davalı bankanın 09/03/2006 tarihli ihtarname ile riskin gerçekleştiğinden bahisle hesabı katederek borçların muaccel hale geldiğini belirttiği, bu durumda hapis hakkının kullanılmasında temel unsur olan alacağın muaccel olma koşulunun gerçekleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, davacının borç ödemede güçsüzlüğe düştüğü hesap kat ihtarı ile ortaya konulduğundan ve rehin blokaj sözleşmesinin 6. maddesinin açıklığı da gözetildiğinde davalı bankanın davacının hesaplarına koyduğu blokajın haksız olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.11.2012 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 06/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy