MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/01/2013 tarih ve 2012/156-2013/16 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK.'nun 3494 sayılı kanunla değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkiline gönderdiği ihtarname ile, yol kapanı ürününü kapsayan faydalı model belgesi ile tasarım belgesinin sahibi olduğunu belirterek müvekkilinden yol kapanı ürününe ilişkin üretim ve satış faaliyetine son verilmesini istediğini, oysa müvekkilinin üretiminin davalı tarafa ait faydalı model belgesinden doğan haklarına tecavüz etmediğini, üründeki buluşun farklı olduğunu, kaldı ki davalıya ait tasarım ve faydalı model belgelerinin yeni olmadığını, davalı şirketin kötüniyetli bir şekilde anılan tescilleri yaptırıp müvekkiline ihtarname gönderdiğini ileri sürerek, müvekkili şirketin üretimin gerçekleştirdiği yol kapanı ürününün davalı şirket adına tescilli faydalı model belgesi tescilinden doğan haklara tecavüz oluşturmadığının tespitine, davalı şirket adına tescilli tasarım ile faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında HMK'nun 329. maddesi uyarınca kötüniyetli davalının müvekkili ile arasındaki vekalet sözleşmesinde belirlenen ücretin tamamını ödemesine ve ayrıca disiplin para cezasına mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu faydalı model ve endüstriyel tasarım tescillerinin müvekkili tarafından geri çekildiğinden davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 554 sayılı KHK’nın 44/3. maddesi uyarınca tasarımın hükümsüzlüğü davasının koruma süresinin devamınca veya hakkın sona ermesini izleyen 5 yıl içerisinde açılabileceği, davalı tasarım sahibinin istemi üzerine, dava konusu tasarım yargılama sırasında iptal edilip sicilden terkin edilmiş ise de, tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin iş bu davaya devam edilmesinin mümkün olduğu, zira hakkın sona ermesinden sonra henüz beş yıllık sürenin dolmadığı, bu nedenle davanın konusuz kalmadığı, yargılama sırasında davalı vekili, davayı bu yönden kabul ettiğine göre, bu tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, buna karşın faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne ilişkin davanın sadece koruma süresi içerisinde açılabildiği, yargılama sırasında davalıya ait faydalı model belgesinin geri çekme nedeniyle sicilden terkin edildiği ve korumasının son bulduğu, artık yargılamaya devam edilse bile hükümsüzlüğüne karar verilebilecek bir faydalı model belgesi bulunmadığı, bu yönden davanın konusuz kaldığı, davacı vekili, müvekkilinin ürününün davacının faydalı model belgesi tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturmadığının tespitini de istediği, dava tarihinden evvel davalı taraf, davacıya eylemlerinin tecavüz teşkil ettiği yönünde ihtarname gönderdiği, bu nedenle davanın açılabilmesine olanak sağlayan hukuki yarar şartının gerçekleştiği, davalı vekilinin, davacının davadaki bu istemini de kabul ettiği, davalının faydalı model belgesinin 31.03.2009 tarihinden terkin edildiği 04.12.2012 tarihine kadar hükmünü sürdürdüğü, terkin isteminin, hukuki sonuçlarını terkin anından itibaren doğuracağı, davalının ihtarname keşide ettirdiği tarihte davacı yol kapanı ürününü üretmekte olduğu, yani davacının eyleminin faydalı model belgesinin hükmünü sürdürdüğü zaman aralığında gerçekleştiği, normal şartlarda ve kural olarak, davalının geri çekme nedeniyle hükmünü yitiren faydalı model belgesinin geçmişteki tesciline dayanarak, tescilin hükmünü sürdürdüğü sırada vuku bulunan davacı eylemleriyle ilgili talep hakkının devam ettiği, davacının, anılan zaman süreci içerisinde gerçekleştirdiği yol kapanı ürününü üretmesi eyleminin, davalının faydalı model belgesinden doğan haklarına tecavüz oluşturmadığının tespitinde hukuki yararının sürdüğü, bu nedenle davanın konusuz kalmadığı, davalı vekilinin, davacının bu istemini de kabul ettiğinden açıklanan nedenle bu istem hakkında da kabul doğrultusunda hüküm tesisi gerektiği, davacı vekilinin HMK'nın 329. maddesinde yazılı isteminin ise kabulüne olanak bulunmadığı, çünkü anılan hüküm uyarınca davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için kötüniyetli olması gerektiği, oysa yargılama dosyasında davalının kötüniyetli kabul edilmesi sonucunu doğurabilecek bir kanıt bulunmadığı, davacının tasarım ve faydalı model belgesi ile ilgili hükümsüzlük istemlerini kabul etmesinin yalnız başına kötüniyet belirtisi sayılamayacağı gibi, anılan sınai haklarına dayanarak davacı tarafa dava tarihinden evvel ihtarname göndermesinin de kötüniyetli olması sonucunu doğurmayacağı, gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının 30.04.2012 tarihli ihale kapsamında yol kapanı ürünü üretmesi ve satımının, davalının faydalı model belgesinden doğan haklarına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine, davalı adına tescilli tasarımın 554 sayılı KHK’nın 44/3 maddesi hükmü de gözetilerek hükümsüzlüğüne, tasarım geri çekme sonucu terkin edildiğinden ayrıca terkinine karar verilmesine yer olmadığına, davalıya ait 2009/2509 sayılı faydalı model belgesi davalı tarafından geri çekilmiş ve TPE tarafından sicilden terkin edilmiş olduğundan, faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tescilli sınai hakkın kullanımı kötü niyet belirtisi olarak nitelendirilemeyeceğinden, davacı vekilinin HMK'nun 329. maddesine dayalı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02/12/013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy