MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.12.2012 tarih ve 2012/18-2012/317 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 35.993 USD'nin tahsili için fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak açtıkları davanın 08/12/2005 tarihinde 2003/124 Esas, 2005/770 Karar sayılı ilamı ile karara bağlandığını, bu ilamda Kıyı Bankası'na karşı açılan davanın sonucu alınmadan yurt içi bankaya karşı dava açılmasının Yüksek Yargıtay'ın yerleşik kararları icabı zamansız olarak nitelendirilerek davanın reddine karar verildiğini, birleşen davada ise fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne karar verildiğini, bu karardan sonra İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2006/7918 Esas sayılı dosyasından takip yapıldığını, ödeme yapılmadığından borç ödemeden aciz vesikası alındığını, toplam alacaklarının 35.993 USD olduğundan bunun TL karşılığının 66.014,76 TL olduğunu, 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden hükmedilen 1.000,00 TL'nin düşümü ile kalan 65.014,76 TL alacaklarının tahsili için bu davanın açılmasına zaruret hasıl olduğunu belirterek, 35.993 USD'nin hakkın doğum tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, öncelikle zaman aşımından açılan davanın reddinin gerektiğini, faiz ile ilgili istemin hukuka aykırı olduğunu, hile ile ilgili hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkilinin pasif husumet sıfatına sahip olmadığını, müvekkili banka ile davacı arasında kurulan havale ilişkisi çerçevesinde müvekkili bankanın havale konusu miktarı Efektif Bank Off Shore Limited'e ödemekle hukuken sorumluluğunun sona erdiğini, davacının parasını yatıracağı finans kuruluşu hakkında gerekli araştırmayı yapmak suretiyle tedbirli bir tutum içine girmesi gerektiğini savunarak, açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi kök-ek raporlarına göre, davanın kısmen kabulü ile; 34.059,34 USD'nin 06/12/1999 tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankası'nda USD cinsinden bir yıl vadeli döviz mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve paranın tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı tarihten itibaren zamanaşımının dolmamış olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemece, davalı bankaya harç yüklenmiş ise de davalı ...Ş.'ye karşı işbu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan Sümerbank A.Ş.'nin işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten Sümerbank A.Ş.'nin TMSF tarafından devir alındıktan sonra en son ING Bank A.Ş.'ye devredildiği, bu durumda Fon Bankası iken ING Bank A.Ş.'ye devredilen Sümerbank A.Ş.'nin eylemlerinden dolayı açılan davada gerek ihbar olunan TMSF, gerekse bu bankayı devir alan ING Bank A.Ş.'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harç ile sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Bir davada kararı temyiz etme hakkı, yalnız taraflara veya hüküm ile kendisine mükellefiyet yüklenen veya bir hakkı ihlal edilen kimseye veyahut kanunun açıkça belirttiği mercilere aittir.
Temyiz isteminde bulunan TMSF talebe konu davada ihbar olunan konumundadır. İhbar eden tarafın temsilcisi olarak davaya katılmamış karar verilinceye kadar fer'i müdahil olmamıştır. Karar başlığında davalı olarak gösterilmemiş, aleyhine de hüküm kurulmamıştır. O halde, ihbar olunan TMSF vekilinin kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin 2.bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “Davalı ...Ş. harçtan muaf olduğundan davalının harç ile sorumlu tutulmamasına ve davacı tarafından yatırılan 965,50 TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine” bendinin hüküm fıkrasına yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle temyiz eden davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan TMSF vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy