MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.12.2012 tarih ve 2012/8-2012/716 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette ortak olduğunu, diğer davalı ile birlikte 02.09.2010 tarihinde alınan kararla davalı ortağın münferit temsil yetkisinin sona erdiğini, ortakların müştereken temsile yetkili kılındığını, ancak karar defteri diğer davalıda olduğundan kararın Ticaret Siciline tescil edilmediğini, ayrıca davalı ortağın müvekkilini işyerine sokmadığını ileri sürerek şirkete kayyım atanmasını, 02.09.2010 tarih ve 2010/4 sayılı ortaklar kurulu kararının Ticaret Siciline hükmen tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket bir savunmada bulunmamıştır.
Davalı ... vekili, iddia edildiği gibi alınmış bir kararın bulunmadığını, davacının her zaman şirketle ilgili bilgileri şirket muhasebecisinden alabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı taraf 02/09/2010 tarihli 2010/04 karar sayılı ortaklar kurulu kararı ile 5 seneliğine şirketi müşterek imzaları ile temsil edeceklerine dair karar aldıklarını iddia ederek 02/09/2010 tarihli 2010/04 karar sayılı ortaklar kurulu kararının hükmen tescilini talep etmiş ise de, karar aslının dosyaya sunulmadığı, şirkete ait karar defterinde dava konusu edilen kararın olmadığı, davacı vekili tarafından ibraz edilen 02/09/2010 tarihli 2010-04 karar sayılı karar fotokopisindeki imzanın davalı tarafından kabul edilmediği, belge aslı olmadığı için imza incelemesinin yapılamadığı, ayrıca şirket ortaklarının her zaman biraraya gelerek şirketin temsil ve ilzamı konusunda karar alabilecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy