Taraflar arasında görülen davada verilen 24/01/2013 tarih ve 2009/1018-2013/52 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/03/2014 günü hazır bulunan davacı şirket vekili Av. ..., davacı şirket yetkilisi ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline karşı sayılı dosyası ile ilamsız takibe giriştiğini, bu icra takibine karşı şirket kayyumu tarafından itiraz edildiğini, ancak kayyumun mahkemenin izin olmadan borcu kabul ederek itirazı geri aldığını, oysa denetçi raporuna göre davalının icra takibine konu ettiği alacağın gerçeği yansıtmadığının belirlendiğini, davalının bir takım şahsi borçlarının şirkete ödettirildiğinin tespit edildiğini, davalının davacı şirketten gerçek bir alacağı bulunmadığı halde alacak ihdas ettiğini, davalının tüm bunların yanında, davacı şirket müdürüne sayılı dosyası ile ilgili olarak 16/05/2007 tarihli feragatname ve ibraname başlıklı belgeyi imzalayıp teslim ettiğini, bu ibranameyi icra dosyasına sunduklarında davalının bu belgenin çalındığı iddiası ile şirket müdürü hakkında hırsızlık iddiasında bulunduğunu, ancak yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini ileri sürerek, takibe konu alacak gerçekte var olan bir alacak olmadığından ve olsa bile davalının vermiş olduğu 16/05/2007 tarihli feragatname ve ibraname ile davacıyı koşulsuz olarak ibra etmiş olduğundan anılan icra takip dosyası nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirkete finansman sağladığını, icra takibine konu alacağın gerçek bir alacak olduğunu, bu hususun kayyum raporlarında da belli olduğunu, 04/03/2005 tarihli kayyum raporunda alacağın kabul edildiğini ve icra takip dosyasında itirazı geri aldığını, davacı tarafından mahkemeye sunulmuş olan feragatname ve ibraname başlıklı belgenin ise davacıdan hukuk dışı yollar ile alındığını, söz
.../...
-2-
konusu feragatnamenin müvekkili tarafından sayılı dosyasına sunulmak üzere düzenlendiğini, ancak bu belgenin iradi olarak verilmediğini, bu belge icra dosyasına sunulunca kabul edilmediğini, zira bu belgenin davacıdan çalındığını savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, 16.05.2007 tarihli ibraname ve feragatname başlıklı belgenin davalı taraffından imzaladığının sabit olduğu, bu belgenin davacı yetkilisi tarafından hırsızlık yolu ile yada davalının iradesi dışında ele geçirildiğine dair hiçbir kanıt bulunmadığı, bu nedenle feragatnamenin davalı tarafından imzalanıp kendi iradesi ile verildiğinin kabulü gerektiği, davalının kötü niyetinin sabit görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ve koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21.120,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy