(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 106, 107)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Aydıncık (Mersin) Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.7.2012 tarih ve 2011/42 - 2012/119 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiliyle davalı arasındaki işletme hakkı devri sözleşmesinden kaynaklanan 14.500 TL alacak için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını, % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini savunarak, davanın reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sözleşmeye konu işyerinde kiracı olduğu, davacı kiracıyla işletmeyi devralan davalı arasında kira sözleşmesi yapıldığına dair belge bulunmadığı, kira kontratı bulunmadığından davalının elektrik aboneliğini yaptıramadığı, işyerinin elektriğinin davacının borcundan dolayı kesildiği, davalının iş göremediğini beyanla sözleşmeyi feshettiği, devir sözleşmesinde o tarihten önceki elektrik borcunun davacı tarafından ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu, kendine düşen edimleri yerine getirmeyen davacının davalıya düşen edimin yerine getirilmesini isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine, davacı kötü niyetli sayılamayacağından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, karşılıklı taahhütleri havi sözleşmenin feshi üzerine açılmış bir tahsil davası niteliğindedir. Davalının, henüz davacıya ödemesi gereken taksitleri mevcut iken, davacı tarafından sözleşmeye konu işyerinin elektrik borcunun ödenmemesi ve buna bağlı olarak işyeri elektriğinin kesilmesi üzerine sözleşmeyi feshinin, fesih tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 Sayılı Borçlar Kanununun 106. maddesine uygun bir fesih olduğundan söz edilemez. Öte yandan, somut olayda davalı bakımından 818 Sayılı B.K.nın 107. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi de söz konusu değildir. Bu durumda feshin haklı olmadığı açıktır.
Şu halde, kural olarak haksız dahi olsa feshe rağmen davacının sözleşmenin aynen ifasını bir başka deyimle bakiye bedelin ödenmesini istemesi mümkün değil ise de, haksız fesihten kaynaklanan zarar ziyan davası açabileceği düşünülerek davacının istemi bu çerçevede değerlendirilip uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy