MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.03.2012 tarih ve 2012/489-2012/489 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, asıl borçlu ... ile diğer müşterek borçlu ve müteselsil kefillerin müvekkili banka ile imzaladıkları 12.04.1996 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ve 06.08.1997 tarihli Zeyilnameye istinaden borçlarının tamamını ödemediklerini, müvekkilinin ihtarname çektiğini, başlattığı icra takibine borçluların itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası açamadığını, bu nedenle alacak davası açma gereği doğduğunu ileri sürerek, açtıkları alacak davası ile birlikte müvekkilinin alacağı miktara karşılık borçluların taşınır ve taşınmaz malları ve üçüncü kişilerde hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ihtiyati haciz şartları oluşmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde talebin reddine karar verilmiştir.
Anayasanın duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması başlıklı 141/3. maddesi "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." hükmünü haizdir. Somut olayda, mahkemece, ihtiyati haciz talebinin reddi kararına gerekçe olarak ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığından ibaret tek cümlelik bir ifade kullanılmıştır. Gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandığı taraflarca anlaşılabileceği gibi, bu şekilde hüküm Yargıtay denetimine elverişli hale geleceğinden, talebin İİK'nın 257. maddesindeki hangi şartları taşımadığı hususunda herhangi bir açıklayıcı kanaat bildirmeyen ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığından ibaret gerekçenin Anayasada hüküm altına alınan gerekçe kavramı ile bağdaştığı söylenemez. O halde, mahkemece, denetime elverişli gerekçeden yoksun şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, alacaklı harçtan muaf oluduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy